Şaha yaraşan, sütliman
olanı kışkırtmamak, bilakis karışık olanı sakinleştirmektir.
Halkını sömürüp onlardan gaspettiği mallar ve canlar ile
devletini yaşatmaya çalışan bir devlet reisi, evinin
temelinden söktüğü malzeme ile duvarlarını onarmaya
çalışan ahmak dülgere benzer!
“Oğul, sen şahsın. Artık en kıymetli, en güzel elbiselerin
başkalarına giydirdiklerin olacaktır. En ziyade cezalandırma
yetkisine sahip olana en fazla affetmek düşer. İnsanlar
arasında en aklı kıt kişi, kendinden daha zayıf ve çaresiz
olana zulmedendir. İyilik yap ve affet ki bir dediğin iki
edilmesin, fermanın tutulsun. Yeryüzünde merhametin
kaldıramayacağı bir suç, affedilmeyecek bir günah, ihsan ile
kapatılmayacak bir ihtiyaç yoktur.
“Babaydar!.. Şu başıma gelenler, ah keşke, hiç gelmemiş
olsa!... Bana bir kerecik olsun ‘Hı Babacım!..’ der misin
Babaydar?!.. Yoksa büyüyemeyeceğim!..”
O gece sevginin karşılıklı oturup birbirinin yüzüne bakmak olmadığını, bilakis yan yana oturup aynı noktada ortak bir hedefe bakmak olduğunu anlamıştım.