Kibirli insanı tevazu haline döndürüyor, dedikoducu insanı ketum hale getiriyor; korkağı cesur, hırsızı emin edepsiz namuslu kılıyor. Yani ahlaken, insanı kötü bir durumdan parlak bir duruma getiriyor. Ama bunlar nesrin terbiyesidir ruhun değil. Nefis terbiye oldukça, kalp ayna gibi parlamaya başlar. O parladığı zaman zihnimi de tekamül eder ve bize bir takım güzellikler göndermeye başlar. Zihin, kalp ve ruh arasında bağlantı kurulduğu zaman, insan olgunlaşmaya başlar.
Çünkü ruh hastalanmaz, nefis hastalanır; “ nefs doktoru” demek lazım. Nefislerimiz hastadır; bütün insanların nefisleri hastadır. işte tasavvuf ilmi bu hastalığı bertaraf ediyor. bunun için hasta insana da sağlıklı insana da tasavvuf bakıyor.
Bir gün Anton , izlediği bir Tv programında Kâbe’nin ve onu tavaf edenlerin görüntüsüyle karşılaşmış, hayretler içinde haykırmış ; “İşte yıldızların hareketi ,semadaki anlam….İşte çokluktaki Birlik”