İslam, hayatın her alanını kuşatan, her konuda mutlaka kendi alternatif önerilerini sunan, mensuplarından da buna uygun eylemler talep eden bir dindir. Camisiz, cemaatsiz, ezansız, namazsız, tesettürsüz bir toplum, İslam'ı artık yaşayamıyor demektir. Doğu Türkistan'da șu anda șahit olunan gerçeklik bu. Hal böyleyken, Çin'in başka yerlerindeki lokal örneklerden veya propagandalardan hareketle "Çin'in İslam'ı yasakladığı söylentisi koca bir yalan" türünden cũmleler kurmak ciddi vebal kaynağı.
Hiç camiye gitmeden büyüyen, ezan sesi duymadan senelerini geçiren ve küçüklüğünden itibaren okulda komünist propagandaya maruz kalan Uygurlar, İslamlıklarını nasıl muhafaza edecekler?
1950'den itibaren, önce Uygurlara ana dillerinde eğitim alma, okuyup yazma ve eser yayımlama hakları tanınmış, Kültür Devrimi 'yle (1966-1976) birlikte ise tepeden inmeci bir yöntemle Latin harflerine geçilmiş. Gerçek bir kültür şokunun yaşandığı bu dönemde Uygurlar, tarihlerini ve benliklerini unutmama adına büyük bir mücadele vermişler.