Kimle konuşalım? Hangi dilde konuşsun? Fransızca?
Fransız ataların İngiliz ataların kadar hoş, ağırbaşlı ya da etkileyici konuşmuyor Robert. Bu akşam İngiliz akşamı olmalı. İngilizce bir kitap okumalısın.
Eski bir İngiliz kitabı?
Evet, istediğin herhangi bir eski İngiliz kitabı olabilir... ama sana uyduğunu düşündüğüm bölümü ben seçeceğim. Böylece belki asıl mizacını uyandırabilir, zihnini müzikle doldurabilirim. Oku-dukların yüreğini maharetli bir el gibi okşamalı, yüreğinin tellerini ungırdatmalı. Kalbin birlir gibi Robert, ama hayatın bu liri çalacak bir ozan olamadı, o yüzden hålå sessiz sedasız. Bırakalım, muhteşem
William gelip yüreğine dokunsun. O zaman yüreğindeki İngiliz gü
ciau ve ezgisini nasıl ortaya çıkaracağını sen de göreceksin.
Yani Shakespeare okumalıyım, öyle mi?
Onuncuhunu örnek almalı, sesini kulağında duymalı, yüreğini paylaşmalısın......
Ait olmak...
herhangi bir yüzük veya sözleşmeden daha büyük bir bağdır.
Sınırlara, mesafelere, engellere, önyargılara meydan okuyan birbirini arayan ve bulan ruhların buluşmasıdır...
Çünkü aidiyet ruhun derinliklerinde hissedilir....!🍀🌺
Cayır cayır yanan çölden sonra irem bağı havuzlarında ferah günlerim, seninle dopdolu. Her yerde aklımda sen varsın. Sensizlik benim en büyük hastalığım....
Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır......
Temeltepe bir cehennemdi; ailesi, karısı, kızıysa cennetin kendisiydi. Şunu biliyordu: Ne kadar zehirlenirse zehirlensin, sevdikleriyle geçirdiği her an, o zehri bede ninden çekip alacaktı. Zaman, iyileştirici bir merhem gibiydi, her geçen gün biraz daha iyileştiriyordu onu, yaralarını sarıyor, ruhunu onarıyordu....