Sevdikleri, sevmedikleri, alışkanlıkları, tercih ettikleri ve asla etmedikleri aslında kimin umurundadır? Tazecik aşıkların elbette. Ne hayranlıkla dinler insanlar birbirlerini ilk zamanlarda,ah! Hayretle kalkan kaşlar, sanki ağzı olan ve gülümseyen gözler,hep iyi haber alır gibi dudaklar. Zihin ne berrak, ne özgür, ne hafif olur bir masanın iki tarafında oturan iki insan yeni tanıştığında. Karşındakini ömür boyu merak edeceğini düşünürsün. Aman Allah'ım ne bitmek tükenmez bir esrar yumağıdır bu insan! Keşfedecek ne toprakları vardır; o toprakların altında ne katmanlar! Sen bir tohum gibi kendini oraya ekmenin, o verimli toprakların senin kökünü besleyip, okşayıp, zenginleştirip seni pırıl pırıl parlayan bir görenin dönüp bir daha bakacağı, belki hayranlıkla resmini yapıp belki zihnini kazıyacağı, fotoğrafını çekip başkalarına göstereceği, bu dünyaya güzellik katacak bir çiçek olmanın hayalini kurarsın. Ve onun da kendisini sana ekmesinin. Birlikte el ele doğanın bir parçası olmanın. Olur da. Eller, kökler, yapraklar,soluklar,vücutlar buluşur. Bazen bir an için karşındakini kendin gibi hissedersin. Ya da kendin oymuş gibi. O hissi bilir misiniz? Gerçekten o olduğunu hissedersin. Bedeniniz, gözleriniz, kollarınız, sesiniz, beyniniz sanki tekmiş gibi. Sanki artık o olmuşsun gibi. Ne kadar kocaman, güvenli, başka türlü bir boyuttur o. Herşey yolunda gider.
Ama sonra..
Bazen..
Hiçbir şey yolunda gitmez.