Naz Tuna

Gözlerini boyama derdim Her sabah bana koşuşunda, Diyar diyar gezip dizimde uyuyuşunda, Ankara ayazında, camların buz tutuşunda, Ellerini ceplerime sokuşunda, Onca yükü omuzlarken biz de mi kaldık hayat yokuşunda? Boşa değil ah çektiğimde gözlerimin nemlenişi, Boşa değil her akşam çayımın tütünle demlenişi… Belki, belki bize de sıra gelir, Bir elimizde kahve fincanı, Bir elimizde eski bir bulmaca, Sen kaybedersin aklının derinlerinde sevdamızı, Ama ben bıkmadan, usanmadan, yılmadan; Bul derim usulca..
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Son..
Ve kitabın sonu şöyle son buldu.. "İnsan düşmanını bile merak eder. Hiç mi elin telefona gitmedi? Ömrümün romanı bitti bu gece ! Ömrümden ömür gitti bu gece.. "
Her günün sonunda evine döner gibi hep aynı kendine acıma hâline geri dönenler gibi olmak istemiyorum. Ne zaman kendime acısam ben, kırılmış gibi acımaya başlıyor aynı anda bütün kemiklerim! Hep böyleyim; hayatın önüme getirip bıraktığı ihtimallerle ilgili olarak tek tek ve topluca tereddütler yaşayarak geçiyor benim ömrüm. Bu çok iyi bildiğim, adeta ustası olduğum bir şey! Çoktan emekliliğim gelmiş olmalıydı aslında, bu çok uzun sürmüş tereddüt mesailerinden. "İnsan hayatta en az bir şeyi çok iyi yapmalı!" derdi babam; benimki işte bu, bütün bu dört dörtlük tereddütler. İnsan değil de bir kelebek olsaydım, herhalde biterdi sayılı saatlerim tükenirdi herhalde açık bırakılmış bir pencereden içeriye girsem mi, girmesem mi diye düşünürken. Her neyse, kelebek değilim zaten! Yoksunum, kelebek olmaya yetecek bütün o uçarı renklerden..
Öylece unutulup gitsem, hiç olmamış gibi, hiç yaşanmamış gibi. Beyaz Hüzün, Aytmatov Rahmetle 🙏