Beauvoir kadınların durumunu etkileyen tüm etkenlerin sanki onları aleladeliğe mahkum etmeye programlanmış olduğunu, bunun sebebinin de doğaları gereği daha aşağı olmaları değil, içedönük, pasif, kendine güvensiz ve memnun etmeye odaklı bir şekilde yaşamayı öğrenmeleri olduğunu söyler. Çoğu kadın yazarların insanlığa el atıp kendi meselesi gibi sahiplenmemesi Beauvoir’ı hayal kırıklığına uğratır. Kadınlar kendilerini dünyadan sorumlu hissetmekte zorlanmaktadırlar. Bir kadın bu şartlar altında nasıl, Sartre Varlık ve Hiçlik’te yaptığı gibi, “Dünyanın tüm yükünü tek başıma omuzlarımda taşıyorum” diyebilir? Beauvoir’a göre kadınların önündeki en büyük engel, sonradan kazandıkları, kendilerini aşkın bir özne yerine “öteki” olarak görme eğilimleridir.