Annemden daha yeni öğrendim ki, yalan söylemek ile birinin duygularını incitmek arasında seçim yapmak gerekse, duyarlılığı doğruluğa tercih etmeliyiz. Birini mutlu etmek ile doğruyu söylemek arasında, üzmemek ile yalan söylememek arasında her zaman dürüstlüğe karşı cömertliği tercih etmeli.
O bana öğretmişti; eğer insan birini severse ihanet hariç her şeyini affeder. Dırdır etmesini, şapkasını kaybetmesini, kabağı tabakta bırakmasını bile.
Her zaman eli boş dönülmeyen tek yolculuk, insanın kendi içinde yaptığıdır. Benim içimde hiçbir sınır ya da gümrük yok ve en uzak yıldızlara kadar gidebiliyorum. Ya da artık var olmayan yerlerde dolaşıyor, artık var olmayan insanları ziyaret ediyorum. Hiç var olmamış, var olamayacak yerlere bile gidebiliyorum. Oralarda olmaktan hoşlanıyorum. Ya da en azından, hoşlanmazlık etmiyorum.