Kitap Kurdu

Kitap Kurdu
@Nefesimkitap_
En sadık dostu kitaplar olan umutvar biri.
Gıda ve Bağımsızlık
Bizler kendimiz oyalayarak konulara yabancılaşırken şöyle diyordu işgal yönetimi yerli çiftçilere; Ya bizim GDO'lu tohumlarımızı alın ya da ölün! Bu ifadeler yalnızca çiftçiye yönelmiş bir tehdit değil aslında bütün bir ulusa karşı açılmış gıda temelli biyolojik bir savaşın ilanıydı. Bir ülkenin kendi atalık tohumlarını yok edip yerine küresel şirketlere ait patentli GDO'lu tohumları koymak o ülkeyi ebedi bir bağımlılığa mahkum etmek demektir. Çünkü çiftçi artık kendi tohumunu saklayamayacak her yıl yeniden satın almak zorunda kalacaktı. Bu sizce de korkunç bir sonun başlangıcı değil midir? Tohum bankalarını yerle bir ettikten sonra Irak'a 6 çeşit buğday tohumu getirdiler. Bunlardan üçü ekmek diğer üçü ise pasta yapımı içindi ancak Iraklıların pasta yemek gibi bir alışkanlıkları yoktu ve zaten halkın ekserisi o dönemde savaşla ve açlıkla boğuşuyordu. Fransa kraliçesi Maria Antoinette'e atfedilen "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler." sözü bizzat Irak işgalinde canlandırılıyordu. Bu yaşananlar 21 yüzyılın ekmekle terbiye etme politikasını gözler önüne sermekteydi. Silah zoruyla alınamayan her şey gıda üzerinden alınırdı çünkü insanlar karnı açken özgürlük talep edemezdi. Bugün bizim ülkemizde de özgürlüğü teşhircilik zannedip kendini çok medeni ilan eden aklı evvellerin çözemediği mesele de tam olarak bu. Bana ne Ortadoğu'dan abi ya diye ağız burun yamultanlar bugün özgürlüğü krop giymekte, bağımsızlığı ise saatlerini dokuzu beş geçeye kurmakta sansınlar bakalım.
Sayfa 261·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
İslam Terakkiye Mani Midir?
Prof. Dr. Ebubekir Sifil Hoca, batının terakki algısını ne güzel ifade etmiş şu cümlelerle; " Batının terakki yani ilerleme olarak algıladığı ve lanse ettiği şeyin gerçekten terakki/ilerleme olduğunu kim söylemiş? Batının terakki/ilerleme dediği şey ahlaktan ve değerden yoksun bir ilerleyiştir. Sanayi devriminin dayattığı kapitalist düzeni paralel olarak gelişen ve kapitalizme payanda olan ilerlemeyen gelişmeyen her şey kaybetmeye yok olmaya mahkumdur, mecburdur, fikri İslam ve Müslümanlar için neden bağlayıcı olsun ki?
Sayfa 188·Kitabı okudu
Sindiriliyoruz, susturuluyoruz, unutturuluyoruz...
Bir sağlık bakanı düşünün ki yaptığı açıklamalarda aşının stratejik bir ürün olduğu vurgusunu yapmış aşıyı kendi ülkemizde üretmek istiyoruz aşı stratejik bir ürün olduğundan genetik şifreler üzerinde oynanabilir demişti. Bundan 25 sene evvel sağlık bakanı olan rahmetli Osman Durmuş kamuoyuna domuz gribi pandemisinin laboratuarlarda üretilen bir virüs olduğuna dair resmi beyanların olduğunu ve bu beyanların BM genel kurulunda ifade edildiğini bildiriyordu. Yetmiyor; peki ne için toplum paniğe sevk edilmekte aman elinizi çabuk tutun ve hemen aşı olun denilmekte. Küresel krizin faturası gelişmekte olan ülkelere bu şekilde ödettiriliyor, diyordu. Bunu bir sağlık bakanı söyledi inanabiliyor musunuz? Şimdi bunu bırakalım bir bakanın dile getirmesini sıradan bir vatandaş söylese ne vatan hainliği kalır ne de devlet düşmanlığı! 25 sene evvel bilinen 25 sene sonra ne hikmetse unutuldu!
Sayfa 310·Kitabı okudu
Alıntı
Kadının özgürlüğü nedir?
Avrupa'da feminist hareketin bir kısmı kadına özgürleştirmek derken aslında kadını piyasalaşmanın ve kapitalist tüketim kültürünün baskısından kurtarmayı hedefliyor. Türkiye'de ise özgürlük söylemi çoğunlukla "Açılmak mı istiyorsun? Dilediğince!" noktasına indirgeniyor. Yani özgürlük tüketim kültürünün dayattığı çıplaklık ve teşhircilik ile karıştırılabiliyor. Bu durum aslında feminizm ile değil de Neoliberal kültürün her şey normalleştirmesi stratejisi ile birleşiyor.
Sayfa 276·Kitabı okudu
Alıntı
Öylesine çok çalışmış öylesine akılcı kararlar almışlar ve hep bilenlerin kararlarına saygılı davranarak öyle güzel uygulamışlar ki çevrenin parmakla gösterilen tek köyü olmuşlar ve iki şeyi asla ihmal etmemişler: ÇOCUKLARI ve DOĞAYI.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam