Bu benim ilk inceleme yazım bu yüzden nasıl bir giriş yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok dkjdkdkd
SPOİLER İÇERİR bu arada
Efsane aşırı severek okuduğum bir kitaptı bu yüzden bu kitap için oldukça fazla bir beklentim vardı. Bu yüzden biraz hüsrana uğramış olabilirim
Razor'un Cumhuriyet tarafından tutulduğunu öğrendiğimde adeta bir şok geçirdim. Açık konuşayım Razor'u başından beri sevmemiştim ama böyle bir şey yapmasını da beklemezdim.
Olaylar gayet seri ilerledi bence. Sadece bazı aksiyon sahnelerini atlayarak okudum.
Karakterler hakkındaki değerlendirmeme gelmek istiyorum:
Day'i ilk kitapta aşırı fena seviyordum, bu kitapta daha da fazla sevdim. Zaten ben ultra kötü bir şey yapmadıkları sürece başrolleri her zaman çok severim. Day'in kardeşi Eden için bu kadar fazla fedakarlık yapması beni aşırı duygulandırdı, belki de bir abim olmasını çok fazla istediğimdendir bilmiyorum ama çok samimi geldi.
June ile tartıştıkları sahnede çok fena arada kaldım. Day'in June'a Anden hakkında söyledikleri başta o kadar mantıklı geldi ki içimden June'a salak diye bağırdım. (Ama pişmanım kdkslsk) Day orda kendi açısından haklıydı ama June'a bağırdığında ben bile kırıldım.
Day'in sevmediğim özellikleri ise Tess'e bu kadar fazla yüz vermesi ve June'a durmadan "Sen zenginsin ben fakir" tiplerine girmesiydi.
June'u da aşırı sevdim. Sadece Anden için çok heyecanlandım, kendimi garip hissediyorum falan demesi sinirimi bozdu. Ha bir deee, suikastı engellemeye çalışırken dedim ki ya kızım, sen niye tek başına her halta karışıyorsun, bırak öldürsünler adamı. (Ama iyiki de engellemiş)
Tess'e çok az değineceğim. (Çok az)
Ya Tess Allah aşkına, Day sana kuzen diyo arkadaşım diyo. Utanmadan gidip çocuğu öpüyorsun. June'u seviyorum diyo, "yok kalbini kırcak" falan diyorsun. Bu dediğime katılmayanlar