Büşra

Büşra
@Nemesis_0
Arada bir kendime, hani hayallerin nerede, diye sorarım. Başımı sallar, yılların ne kadar da hızla gelip geçtiğini söylerim. Kendi kendime bunca yıl neler yaptığımı sorarım, en iyi günlerini nereye gömdün? Gerçekten yaşadın mı? İçimden bir ses yükselir, dünyanın ne kadar soğuduğuna dön de bir bak! Birkaç yıl daha geçecek, bastonuna dayanacak, yalnızlık ve sefaletten titreyeceksin; karanlık ve soğuk yalnızlığınla baş başa kalacaksın! Şahane dünyan gitgide grileşecek, sonbaharda ağaçlardan dökülen sarı yapraklar gibi hayallerin de solup ölecek.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Reklam
insan yaşı geçtikçe parça parça ayrılan eski ülkülerinin, ideallerinin yerine yenilerini koyamaz, dağılan parçaların küllerinden yeni bir hayat inşa etmek zorunda kalır. Bu arada canı farklı şeyler istemeye başlar. Hayalperest, soğumuş yüreğini tekrar ısıtmak ve önceden kıymetli olan şeyleri yeniden canlandırmak için bir zamanlar ruhuna dokunan bir hayal kıvılcımı bulmaya çalışır küllerin arasında. Lakin çabası boşunadır.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Hayallerle geçen gecelerden sonra gerçeklere dönmek ne kadar korkunçtur bilemezsiniz! Bu sırada çevrenizdeki renkli hayatın girdabında koşuşturan kalabalığın sesini duyarsınız, gerçekte yaşayan insanları görürsünüz, onlar için hayat bir düş ya da bir hiçten ibaret kuruntular gibi kaybolup gitmez. Sürekli yenilenen, genç kalan, saati saatine uymayan gerçek bir yaşamdır onlarınki. Oysa hayal dünyası öyle ruhsuzdur ki bayağılık ve tekdüzelik içindedir; bir çırpıda hemen kaybolup gidebilir. Gölgelerin, fikirlerin esiridir hayaller. Hatta Petersburgluların üzerine titredikleri güneşi örten ilk bulutun tutsağıdır o. Güneşle birlikte insanları da karanlığa sürükler, mahkûm eder
Sayfa 53·Kitabı okudu
Çünkü bazen öyle bunaltıcı, acı verici anlarım olur ki... O anlarda sanki hiçbir zaman gerçek bir hayata başlayamayacakmış gibi hissederim. Sanki tüm gerçekliğim, içgüdülerim ellerimden kayıp gitmiş gibi hissederim, böyle hissettikçe de kendime lanetler okurum
Sayfa 53·Kitabı okudu
Sanki birilerini arıyormuşçasına etrafa göz gezdirirsiniz. Fakat aradan kısa bir süre geçer ve yarın belki de yine aynı düşünceli ve mahzun gözleri, aynı solgun yanakları, aynı hareketsiz vücudu hatta neredeyse ölmekte olan, hüzünle kaplanmış, pişmanlık dolu, vicdan azabı çeken o yüzü görürsünüz. Geri dönülemez ve çabucak geçip giden, bir anda yanıp bir anda sönen bu güzelliğin karşısında derin bir hüzne kapılırsınız, onu sevmek için bile zamanınız olmadığına üzülürsünüz.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Reklam