Tecrübelerim bana gösterdi ki, düşmanının ilk aklına gelecek yer senin için en iyi saklanma yeridir. Çünkü gözlerinin önünde duran bir yere bakmaya tenezzül bile etmezler.
İşin aslı bu kitaba ilk olarak Wattpad platformunda göz atmıştım. Beni ilk çeken konusuydu. Yunan mitolojisi çok sevdiğim bir alan olduğu için buradan 1-0 öne geçmiş bir hikayeydi. Ben okurken orada yayınlanmaya devam ediyordu ve kitaplaştırılacağı kesinleşince öyle kalmıştı. Kitabı çıktığında mutlaka almam gerektiğini aklıma not edip bir müddet rafa kaldırmıştım. Kitapları çıktıkça aldım fakat bir türlü okumaya sıra gelmemişti. Kısmet bugüneymiş diyerek fikirlerimi belirtmeye başlayalım bakalım.
İlk olarak başta da belirttiğim üzere konusu beni kendine çeken en büyük etkendi. Çok açım bu mitolojik kurgulara çok. Yunan mitinin neredeyse tüm tanrılarına ve onların özelliklerine ustalıkla değinilmiş. Bu yüzümde gülümseme oluşturmadı desem yalan olur. Bu konuda ilk kitap beni fazlasıyla tatmin etti.
İkinci olarak yazarın dili. Kızların ilk çalışması (bu konuda yanlışım varsa affola) olmasına rağmen güzel, sizi sıkmayan ve akıcı bir dili vardı. Olaylar arası geçişler anlamsız uzatmalarla bezenmemiş olduğu için de ayrıca bir mutlu oldum.
Okurken, ya bu eserde çok fazla karakter var umarım kafalarımız bi milyon olmaz diye bir endişelensem de bunun yersiz olduğunu da sayfalar arasında gezinirken farkettim. Her bir karakter ustaca nakşedilmiş ve hayata geçirilmişti. Her karakterin farklılıkları ve bunların ayrımı güzeldi. Bazı karakterler çok ön planda bazıları ise biraz geri planda kalmıştı ama bu pek rahatsız edici bir etken de değildi açıkçası çünkü zaten en başından sevdiğiniz ve benimsediğiniz tüm karakterlere yazar hanımlar bolca yer vermiş zaten. Bu noktada beni birazcık üzen bir kısım vardı ama. O da karakterler betimleme anlamında biraz sönük kalmıştı. Mesela Hector’un nasıl giyindiğini, Ted’in nasıl bir tarzı olduğunu vs gibi konuları aklımda canlandırmakta biraz