Duygu

Puan vermedi
Filozof nedir? Filozoflar ne iş yapar? İlk filozoflar kimlerdir? İlke nedir? Eşitlik nedir? Bu gibi soruların cevaplarını merak ediyorsan bu kitap tam sana göre! Muhteşem çizimlerle dolu bu kitap tarihteki en etkili filozofları tanıtıyor. Sen de tarihin akışının nasıl değiştiğini merak ediyorsan haydi gel hep birlikte öğrenelim! diyor kitabın arka kapağı Felsefeyi sevmek mi? Hele hele çocuklara sevdirmek mi? Bence çok mantıklı Öyle bir kitap ekledim ki kızımın kitaplığına. Kocaman, 2 karış büyüklüğünde Büyük Filozoflar kitabı, içinde özgürlük, anlayış, hayal etmek, deneycilik gibi bir çok kavram ve bu kavramın temsilcisi filozofların olduğu, filozofların kısaca tanıtıldığı, içinde bolca resimlerin olduğu bir felsefe daha doğrusu felsefeye giriş kitabı. 5 yaşındaki kızım ile henüz “felsefe ne demek anne” den öteye geçemedik ama eminim ilerde bu kitabı çok sevecek “Kızım felsefe yolda olmaktır.” -“Hangi yolda anne?”
Dünyayı Değiştiren Kelimeler – Büyük FilozoflarClive Gifford · Thekitap Yayıncılık · 202455 okunma
Reklam
Puan vermedi
”Vefa beyazdır. Benim çocukluğum içimdeki merhametin koynunda geçti. Bundan hiç şikayetçi olmadım. Ömrüm boyunca vefasız da olmadım, bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Beni ben yapan, belki de beni hayallerimin kahramanı yapan, o çocuk kalbimde taşıdığım kocaman merhametli, vefaydı.” diyor Aziz. Aziz’in babası çalışmak amacıyla İzmir’e giderken, annesi Nazlı ise Aziz’i kendi anne ve babasına emanet eder. Çünkü birinin Nazlı Ana’nın bedensel engelli kardeşine bakması gerekir ki bu kişi Aziz’dir. Aziz, kırgınlığı, özlemi, hayal kırıklığını iliklerine kadar yaşar. Mutlu da olur tabii köyde. Roman, bu ayrılık sürecinden itibaren Aziz'in çocukluk dünyasını, yetiştiği aile ortamını ve hayatın getirdiği zorluklara karşı şekillenen karakterini anlatır. Roman boyunca küçük Aziz’in merhametine, vefasına, çalışkanlığına hayran kalmamak mümkün değil. Sadece hayran kalmak değil, örnek alıyorsunuz kendinize resmen. Peki Aziz kim mi? Sevgili yazarımızın kıymetli babası. “Çocuk Aziz” ile duygu yüklü ama bir o kadarda umut dolu bir yolculuğa çıkardı okurlarını. Kitabın son bölümünde yazarımız annesine, babasına, eşine, kızlarına ve bir çok kişiye teşekkür ediyor. Benim teşekkürüm kendisine. Bizi “Çocuk Aziz” ile tanıştırdığı, yollarımızı kesiştirdiği ve vefalı bir evlat olduğu için
İki Köy Bir ŞehirBerna Nalbantlar · Dorlion Yayınları · 202469 okunma
Puan vermedi
Ayrılmaz E’ler.. Tüm okul onları öyle tanıyor. Onlar da sahiden hiç ayrılmıyor. Birlikte maceradan maceraya koşuyor, birbirlerinin mutluluğuyla mutlu oluyorlar. Kimlerden mi bahsediyorum? Tabiiki Elif ve Eylül’den Bir de Akıllım Aykut var ki bu ekibin üçüncüsü olmak istiyor. Bir gün Murat öğretmen sınıfa, elinde kutularla geliyor ve okulda bir geri dönüşüm yarışması başladığını duyuruyor. En çok atık toplayan ekip yarışmayı kazanır ve o muhteşem ödülü elde eder. Gruplar oluşturuluyor ama o da ne?? Elif ve Eylül farklı gruplarda. Önce buna üzülseler de bu durumdan da öğrenecek çok şey olduğunu düşünüp kabulleniyorlar. Bu arada Elif ve Akıllım Aykut aynı ekipte. 3 gün süreleri var. Gruplar hummalı bir çalışma içerisindeler. Acaba yarışmayı hangi grup kazanacak? Çocuklar için bilim, doğa, geri dönüşüm gibi konuların yanı sıra dostluk, macera gibi kavramları da samimi şekilde işleyen bu kitabı ben okurken çok keyif aldım. Çizimler de bir o kadar harika. Ben Elif’i, Eylül’ü, Aykut’u ve onların arkadaşlığını çok sevdim. Bu maceranın devamı gelir mi dersiniz
Ayrılmaz E'ler Geri DönüşüyorBerna Nalbantlar · Parana Yayınları · 202516 okunma
Puan vermedi
Öykülerin genel havasında sessiz bir hüzün ve arada kalmışlık hakim. İnsan psikolojisi detaylıca işlenmiş. Yazar, genelde toplumun kıyısında kalmış, kendi zihin “kulübesine” çekilmiş insanları kitabına dahil etmiş. O “kulübe” kimine korunak, kimine de hapis olmuş. Ve öykülerdeki karakterler bizlere çok uzak değiller. Bazen komşumuz, bazen arkadaşımız, bazen kendimiz bile olabiliyoruz. Yazarın insanı yormayan, abartıdan uzak bir dili var. Okuduğunuz her öyküde kendinizi o mekana dahil edebiliyorsunuz. Satır aralarındaki melankolik hava sizi yormayacak ve tam da bu havalarda solunacak cinsten. Kitapta bir çok öykü beni etkiledi ama en çok Kahraman ve Beyaz Işıklı Ada’da gözlerim doldu. Öykü okumayı seviyorsanız bu yolculuğu size de tavsiye ederim.
KulübedekilerEngin Kükrer · Kırmızı Kalem Yayınları · 20258 okunma
Puan vermedi
İçerisinde 10 öykü bulunduran kitabın kapağından da anlaşılacağı üzere, öyküler korku üzerine. Gündelik hayatın içinde gizlenen korkular ve insanın iç dünyasındaki karanlık noktalar.. Özellikle Kafa ve Çırba hikayeleri beni etkilese de kitaba da adını veren Kuru Bebek isimli öykünün en sarsıcı olduğunu düşünüyorum. Komiser yardımcısı Ömer, komşuların ihbarı üzerine 1 aydır haber alınamayan anne ve bebeğin davasıyla görevlendirilir. Aynı zamanda Ömer bir süredir “Kuru bebeği besle” fısıltılarıyla uyanıyordu uykusundan. Kuru bebeği besleseydi ne olacaktı ki? Burada çokça duruyorsunuz işte. Yazar kitabında insanları salt korkudan ziyade, insan psikolojisinde keşfe çıkmayı hedefliyor. Hikayeyi okuyup bitirdiğinizde gelen bir tıkırtıdan korkmaya başlamıyorsunuz. Böyle bir korku vadetmiyor yazar. Hikaye zihninizin en derinlerinde yer ediniyor ve siz düşünmeden edemiyorsunuz. Bunu sağlayan en önemli sebeplerden biri de yazarın atmosferik korkuyu tercih etmesidir. Yani siz bütününüzle o hikayeye dahil oluyorsunuz, okurken gözünüzün önünde canlanıyor tüm olaylar ve mekanlar. Eğer bu tür okumalar yapmayı seviyorsanız yazarın doğa-insan ilişkisini yine sarsıcı yönden anlatan Organik Cinayetler kitabını da öneririm.
Kuru BebekOzan Çakmakoğlu · Kırmızı Kalem Yayınları · 20253 okunma
Reklam