”Vefa beyazdır. Benim çocukluğum içimdeki merhametin koynunda geçti. Bundan hiç şikayetçi olmadım. Ömrüm boyunca vefasız da olmadım, bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Beni ben yapan, belki de beni hayallerimin kahramanı yapan, o çocuk kalbimde taşıdığım kocaman merhametli, vefaydı.” diyor Aziz.
Aziz’in babası çalışmak amacıyla İzmir’e giderken, annesi Nazlı ise Aziz’i kendi anne ve babasına emanet eder. Çünkü birinin Nazlı Ana’nın bedensel engelli kardeşine bakması gerekir ki bu kişi Aziz’dir. Aziz, kırgınlığı, özlemi, hayal kırıklığını iliklerine kadar yaşar. Mutlu da olur tabii köyde. Roman, bu ayrılık sürecinden itibaren Aziz'in çocukluk dünyasını, yetiştiği aile ortamını ve hayatın getirdiği zorluklara karşı şekillenen karakterini anlatır.
Roman boyunca küçük Aziz’in merhametine, vefasına, çalışkanlığına hayran kalmamak mümkün değil. Sadece hayran kalmak değil, örnek alıyorsunuz kendinize resmen.
Peki Aziz kim mi? Sevgili yazarımızın kıymetli babası. “Çocuk Aziz” ile duygu yüklü ama bir o kadarda umut dolu bir yolculuğa çıkardı okurlarını.
Kitabın son bölümünde yazarımız annesine, babasına, eşine, kızlarına ve bir çok kişiye teşekkür ediyor. Benim teşekkürüm kendisine. Bizi “Çocuk Aziz” ile tanıştırdığı, yollarımızı kesiştirdiği ve vefalı bir evlat olduğu için