Zambağın hikayesini biliyormusunuz?
Anlatayım ...
Derler ki tanrıların en eski çağlarında, kalbi bir kez kırılıp da tekrar atan insanlara zambak fısıldanırmış.
Zambak, her çiçekten farklıymış çünkü onu sevmek kolay değilmiş.
Ne gül gibi cilveli, ne papatya gibi çocuksuymuş.
Zambak, suskunmuş.
Gururlu, mesafeli, zarif ama aynı zamanda karanlık.
Zambak seven insanlar da böyleymiş.
Sıradan aşklara yüz çeviren, sevdiğinde dibine kadar inen, sevdikçe kendinden vazgeçen...
Onlar için aşk bir oyun değil, bir ibadetmiş.
Kalplerinde hafiflik değil, yangın taşırlarmış.
Sevilmekten çok, yakılmak istemişler.
Zambak seven biri sana gözlerinin ucuyla bile bakıyorsa,
bil ki o an her şeyi düşünmüştür:
Seni, geçmişini, en sevmediğin yönünü bile sevip sevemeyeceğini...
Çünkü onlar severse bir ömür sürer, ama bir daha da unutmaz.
Bu yüzden zambak sevenlere dikkat et derler –
onlar sıradan bir gülüşe değil, içini paramparça eden suskunluğa âşık olur.
...Zambak artık sadece bir çiçek değil benim için...