Kitapla ilgili tek eleştireceğim şey kitabın akışının ve sonunun arka kapakta belirtilmiş olmasıydı. Sürprizsiz bir okuma oldu bu sebepten. Ama kesinlikle keyifli bir hikayeydi.
Beklentilerimin karşılanmadığı bir kitaptı diyebilirim. Öncelikle beklentimi açıklayayım bunun için. Nazım Hikmet'e dair biyografik ya da çoğunlukla onun hayatına dair şeyler okumaktı. Bu beklentiyi oluşturmamın sebebi de kitap kapağında Nazım Hikmet'in fotoğrafının olması, kitabın ismi, arka kapak yazısında Nazım Hikmet'le ilgili bir anektodun olmasıydı.
Can Dündar'ın Nazım kitabını okuduktan sonra, bu okuma serüvenimi desteklemek için kitaplığımda İstanbul'un Nazım Planı vardı ve hemen arkasından başladım bu yüzden. Ama kitabın girişinde Nazım Hikmet'ten bahsedilmesine rağmen sonrası eski İstanbul'dan bahsedilen örüntülerle çevriliydi. Bu bağlamda biraz ilerleyişi dağınık buldum kendimce. Birazda eski İstanbul bilgim zayıf olduğu için değişen İstanbul'la ilgili metinleri zihnimde bir yere koyamadım.
Birçok farklı konuya, kişiye ve olaya dair bilgiler edindiğim bir okumaydı. Bu açıdan keyif aldım kesinlikle. Ama dediğim gibi beklentimin dışında bir okuma yolculuğu oldu. Yazarın vermek istediklerinin çok küçük bir kısmını alabildiğimi düşünüyorum bu yüzden. Bu da benim bakışımla ilgili bir durum elbette.