Zindanların katları toprağın altına indikçe gitgide
daralıp karanlıklaşıyordu. Bunlar, dehşetin derece derece sıralandığı mekânlardı.
Dante, "cehennem"ini anlatmak için daha iyisini bulamamıştır. Bu devasa huniyi oluşturan zindanlar genellikle en dipte, Dante'nin Şeytan'ı yerleştirdiği, toplumunsa ölüm mahkûmunu koyduğu, fıçı dibine benzer bir mahzenle son bulurdu. Zavallı bir canlı buraya gömülmeyegörsün, gün ışığına, havaya, hayata elveda demek zorunda kalırdı. Bu zindandan ancak darağacına ya da odun yığınına gitmek üzere çıkabilir, bazen de orada çürüyüp giderdi. İnsan adaleti buna unutmak derdi.
"Çirkinliğim hiç bugünkü kadar gözüme batmamıştı. Sizinle karşılaştırdığımda kendime, bu zavallı bedbaht ucubeye çok acıyorum. Sizse bir güneş ışını, bir çiy damlası, bir kuş nağmesisiniz!"