Zaman mefhumunun böyle trajikomik bir tarafı vardı işte. İnsan geçmişinde yaptığı hatalardan ders çıkarana kadar, hataların iz düşümü geleceğinin içini etmiş oluyordu.
Anksiyete böyle bir şeydi işte. İnsan verdiği kararlardan ne kadar memnun olursa olsun, kaygıları onu daha iyisine, daha fazlasına ulaştırmayı hedefliyordu.
Keşke zekanı kendinden büyük organizmalara yapışıp onların hayatlarından beslenen bir asalak gibi kullanmak yerine kendi hayallerini gerçekleştirmek için kullansan…