Bir Ada, Bir Hafıza ve "Meçhule Giden Bir Gemi..."
"Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan."
Bazen bir kitabı bitirdiğinizde, aslında bir yolculuğu tamamlamış değil, o gemiye binip bizzat meçhule doğru süzülmüş gibi hissedersiniz. Ülkü Demiray’ın Cümbezin Kızı benim için tam olarak böyle bir deneyimdi.
Cümbez ağacının gölgesinde yankılanan o derin sessizlik, sadece bir kadının hikayesini değil; bir adanın, bir halkın ve en çok da insanın kendi içine yaptığı o zorlu yolculuğun yankısıydı. Yazarın kalemindeki o nahif ama sarsıcı güç, karakterleri sadece birer isim olmaktan çıkarıp, sanki yanı başımızda nefes alan, acılarını omuzladığımız dostlara dönüştürüyor.
Kitabı kapatırken şunu anlıyorsunuz: Bazı limanlardan kalkan gemiler hiçbir yere gitmez; onlar sadece kalbimizin o en kuytu, en sessiz köşesine demir atarlar. Geçmişin izlerini, köklerin sızısını ve "Cümbezin Kızı" olmanın o ağır ama onurlu mirasını hissetmek isteyen herkes bu gemiye binmeli.
Hafızama kazınan bu hikaye için teşekkürler @yazarulku_demiray