ZAMANI DURDURMANIN YOLLARI
Geçmiş sizin için neydi? Sadece yaşanılan anılar mı yoksa tekrar tekrar gittiğiniz yer mi? Dört yüz yaşından büyük olduğunuzu, Shakespeare ile aynı sahneyi paylaştığınızı Kaptan Cook ile denizlere açıldığınızı düşündünüz mü hiç? Hatta şöyle söylemek istiyorum, onlarla bunları yaşayıp günümüzde hâlâ hayatta olmak ister miydiniz? Ben bunu çok sorguladım kitabı okurken, sürekli sordum kendime kafayı yer miydim acaba? Mutsuz olur muydum sevdiklerim öldüğünde ben hâlâ hayatta olduğum için… benim cevabım evet olurdu ama sizinkini de merak ediyorum açıkçası.
Okuduğum ilk Matt Haig kitabı. Bu kitaba başlamak aklımın ucunda yoktu, uzun süredir okumakta zorlanıyordum ve kitapların sonunu getirmeden kapağını kapatıyordum. Küçük bir şehirde yaşıyorum. Kitapçıya gittiğimde oradaki çalışan bir beyefendi önerdi hatta Gece yarısı kütüphanesini de kitaplığıma ekledim. Teşekkür ederim kitapçı çocuk ve teşekkür ederim Matt Haig… Beni tekrar kitaplara bağladığınız için, ruhumun kederini azalttınız.
Kendimden daha fazla bahsetmeden kitap yorumuma geçmek istiyorum. Kitabın ilk sayfaları benden pek fazla ilerlemedi sebebi de tamamen benden kaynaklı olduğunu söyleyebilirim çünkü neredeyse bir senedir çok fazla kitap okuyamadığım için zihnim canlandırmakta körelmişti. Fakat kitabın ortalarından sonra otobüste giderken bile en azından iki sayfa okuyup rahatlamak istedim. Çünkü beni oldukça fazla içine çekti. Geçmiş zamandan, şimdiki zamana geçiş yapması, anılar hatırlaması ve yazarın bunu bize sade bir dille anlatıp hayal kurmamızı sağlaması oldukça güzeldi. Sanki bende Shakespeare ile tanışmış gibiydim… Keşke tanışma şansım olsaydı…
Tom Hazard’ın hastalığının öğrenilmesi onu ve onun gibileri oldukça fazla tehlikeye atardı. 41 yaşında sıradan bir tarih öğretmeni gibi