Nil pınar tunca

Puan vermedi·320 syf.··
2024 2. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2024 00:52
ZAMANI DURDURMANIN YOLLARI Geçmiş sizin için neydi? Sadece yaşanılan anılar mı yoksa tekrar tekrar gittiğiniz yer mi? Dört yüz yaşından büyük olduğunuzu, Shakespeare ile aynı sahneyi paylaştığınızı Kaptan Cook ile denizlere açıldığınızı düşündünüz mü hiç? Hatta şöyle söylemek istiyorum, onlarla bunları yaşayıp günümüzde hâlâ hayatta olmak ister miydiniz? Ben bunu çok sorguladım kitabı okurken, sürekli sordum kendime kafayı yer miydim acaba? Mutsuz olur muydum sevdiklerim öldüğünde ben hâlâ hayatta olduğum için… benim cevabım evet olurdu ama sizinkini de merak ediyorum açıkçası. Okuduğum ilk Matt Haig kitabı. Bu kitaba başlamak aklımın ucunda yoktu, uzun süredir okumakta zorlanıyordum ve kitapların sonunu getirmeden kapağını kapatıyordum. Küçük bir şehirde yaşıyorum. Kitapçıya gittiğimde oradaki çalışan bir beyefendi önerdi hatta Gece yarısı kütüphanesini de kitaplığıma ekledim. Teşekkür ederim kitapçı çocuk ve teşekkür ederim Matt Haig… Beni tekrar kitaplara bağladığınız için, ruhumun kederini azalttınız. Kendimden daha fazla bahsetmeden kitap yorumuma geçmek istiyorum. Kitabın ilk sayfaları benden pek fazla ilerlemedi sebebi de tamamen benden kaynaklı olduğunu söyleyebilirim çünkü neredeyse bir senedir çok fazla kitap okuyamadığım için zihnim canlandırmakta körelmişti. Fakat kitabın ortalarından sonra otobüste giderken bile en azından iki sayfa okuyup rahatlamak istedim. Çünkü beni oldukça fazla içine çekti. Geçmiş zamandan, şimdiki zamana geçiş yapması, anılar hatırlaması ve yazarın bunu bize sade bir dille anlatıp hayal kurmamızı sağlaması oldukça güzeldi. Sanki bende Shakespeare ile tanışmış gibiydim… Keşke tanışma şansım olsaydı… Tom Hazard’ın hastalığının öğrenilmesi onu ve onun gibileri oldukça fazla tehlikeye atardı. 41 yaşında sıradan bir tarih öğretmeni gibi
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2022 00:23
İncelememi yazarken biraz heyecanlıyım. Büşra sevdiğim yazarlar arasına ani bir şekilde girdi ve bundan oldukça mutluyum. İleride daha iyi yerlere daha fazla kişinin onu okuyacağını adım kadar iyi biliyorum. Korku kitabı okurken gerçekten oldukça çok korkuyordum serinin ilk kitabında bunu iliklerime kadar hissettim lakin ikinci kitap beni daha derinden etkiledi. Daha çok korkuttu. Beklenilmeyen yerlerden vurmayı başardı. Spoiler vermek istemiyorum kitapta anlatılanlara girersem tamamen bu olacak ve bunu gerçekten istemiyorum. Heyecan kaçırmak gibi olur... Tam bir devam ve bu devamın sonu oldu. Kitapta yazar o kadar güzel boşlukları doldurmuş ki ilk kitapta olduğu gibi soru işaretleri kalmadı son yazılan o sayfada. Bitirdiğime üzüldüm ama merak içinde bitirebilmek içinde çok hızlı okudum. Baria ve Rüzgar'ın sevgisi beni etkiledi ama en çok Kayla ve Deniz arasında olan şeyleri beğendim. Aslında bu iki çiftinde yeri çok ama çok ayrı oldu. Kitapta bence asıl durmamız gereken kişi Damla olmalı. Sevilmeyen çocuk... Sevgisizliğin her şeyi yaptırabileceği çocuk. Derin bir konu ve bir kez daha sevgisizliğin insana her şeyi yaptırabileceğine şahit oldum. Tabi birde Ömer'in yaptığı gibi... Sevgide insana her şeyi yaptırabilir. Dozunu aşan sevgi her şeye zarar verebilir. Kabus Devam Ediyor... Yazar aslında tam yaşamak istediğim bir yeri çizmiş aklında. Bu yüzden çok zorlanmadım hayal etmeye, okumaya. Ve benimsedim karakterleri bu yüzden gözlerim yaşlı bile yazıyor olabilirim bu satırları... Ben daha fazla konuşursam eminim ki spoiler vereceğim bu yüzden susmaya karar veriyorum. Bu kitaptan da gerçekten en büyük çıkaracağım ders, sevginin de sevgisizliğinde insana her şeyi yaptırabileceği. Göldeki Ev Suret, ilk kitabın yanına kitaplığıma doğru yola çıktı. Okuyun, okutturun.
Edebiyat
SuretBüşra Şahin · Otantik Kitap · 202239 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2022 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2022 15:20
Stefan Zweig'in diğer eserlerine nazaran daha farklı bulduğum bir kitabı oldu diyebilirim. Gerçekten ama gerçekten etkilendim. Uzun süredir kitaplığımda bir yerlerdeydi lakin isminden dolayı bir önyargı ile yaklaştığım için okuyamamıştım. Bugün onu kırarak bir ilk gerçekleştirdim. Kitap üç menkıbeden oluşuyor. İlk öykü, kitaba da ismini veren Rahel Tanrı İle Hesaplaşıyor iken diğer iki öykü de Üçüncü Güvercin ve Ölümsüz Kardeşin Gözleri'dir. İlk öyküde kendi tanrılarını kızdıran Yahudi halkına karşın Hz.Yakup'un eşi Rahel'in Tanrı ile konuşmasını anlatıyor. Merhamet, barış ana temalardan. Kitabın adı da bu hikayeden geliyor ama fazla yer kaplamamış olması dikkatimi çekti. "Fakat Sen Tanrı'ysan her şeyin efendisiysen o zaman hoşgörünün onların kibrinden, merhametinin onların hatalarından daha büyük olması gerekmez mi? Eğer merhametin sonsuz değilse, Sen de sonsuz olamazsın. O zaman Sen de TANRI değilsin. Sen yabancı bir Tanrı'sın, öfkeli bir Tanrı'sın, cezalandıran bir Tanrı'sın, sadece seni sevenleri seven ve sadece merhamet edene hizmet eden... Ben, ben Rahel o zaman seni meleklerinin önünde reddediyorum! Rahel Tanrı'ya şirk koşuyor ancak Tanrı onu diğer kullarından daha fazla seviyor * ya da öyle olduğunu düşünüyoruz* çünkü Rahel'in Tanrı'dan umduğu şey merhamet, merhametsiz olan, hoşgürüsüz bir Tanrı onun gözünde gerçek bir Tanrı olamaz. Bu hikayeden benim anladığım kısım buydu umarım düşüncelerimiz örtüşüyordur. İkinci hikayeye geçtiğimde ise Üçüncü Güvercinin Hikâyesi. Nuh tufanından esinlenilmiş. Diğerlerine nazaran daha az sevdiğim bir öykü oldu bu. Çok kısaydı ve tam bir yorumumu giremeyeceğim. Üçüncü hikaye ise kitabın çoğunluğunu oluşturuyordu ve beni okurken çok ama çok fazlasıyla düşündürdü. Ölümsüz Kardeşin Gözleri. Öykünün esin kaynağı Stefan Zweig'in
Edebiyat
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2022 6. kitabı
·
406 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2022 18:46
Bu kitapla bu kadar geç karşılaştığım için biraz üzüldüğümü söylemek istiyorum. Dünyayı saran bir hastalıktan bahseden bu kitabı okurken biraz heyecanlandım ve garip duygular içine girdim. Sebebi ise günümüzde etrafımızı saran bir hastalığın ve zor günler geçirmiş olduğumuz gerçeğiydi. Jack London bu eserinde ileri bir hastalıktan bahsetmiş. Her insanı birden öldüren bir hastalık... Kitap 1912 yılında yayımlanmış olup 2012 yılında dünyayı saran "Kızıl Veba" isimli hastalığın uygar toplumu nasıl yok ettiğini anlatıyor. Kitabın baş karakteri Profesör Smith yani Granser, salgından sonra oluşan ilkel yaşamı görmüş son kişi. 2070'li yıllarda, artık son zamanlarını yaşayan Granser torunlarına her ne kadar uygar toplumu anlatsa da hiç görmedikleri medeniyet onlara anlamsız geliyor ve dünya kendini tekrar ediyor... Başa dönüyorlar. Kitap "kıyamet sonrası dünya" senaryolarının temelini oluşturuyor. Jack London'un 1912 yılında ortalıkta güncel bir salgın olmazken yüzyıl sonrasında gerçekleşebilecek böyle bir hikâye oluşturması beni çok etkiledi. İnsanların tepkileri, kendini düşünmeleri, zorbalığı günümüz toplumunu o kadar çok anlatıyordu ki, yazarın ileri görüşlülüğünü tebrik etmek istedim. Kitapta anlatılanlarla hemen hemen aynı şeyi yaşamak okurken kendimi karakterlerin yerine daha çok adapte olmamı sağladı. Jack London'un ise okuduğum üçüncü eseri olarak kitaplığıma eklendi. Bu günlerde bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Pişman olmayacaksınız :)
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
10/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2022 23:56
Ezgi çok sevdiğim yazarlardan birisi, tatlı, kibar ve okurlarıyla o kadar iyi bir iletişimi var ki aslında kitabını okumam tamamen bundan kaynaklıydı. Sipariş ettiğimde biraz kalın gelmişti çünkü son zamanlarda sadece modern klasik okuyordum ve bu yüzden kitabı bir kenara bıraktım ve okumadım. Fakat kitaplığıma her baktığımda bana uzaktan göz kırpıyordu ve ben de dayanamayıp okumaya başladım. İyi ki de okumuşum! Kitaba oldukça yüksek bir tempoyla giriş yapıyoruz ve kendimizi birden Stella Uzay üssünde bulabiliyoruz. Hayatımda gittiğim ilk uzay üssüydü inanabiliyor musunuz!!! Kitabın ilk sayfalarında Aedan, Shawn ve Carina ile tanıştım. Bunlar yakın arkadaştı. Daha fazla bu kısmı anlatmayacağım çünkü ağzımdan küçük bir spoiler kaçabilir. Bu kişiler birer Aesir askeriydi... Kitabın ilerleyen sayfalarına geldim ve bir duraklama yaşadım. Çünkü asıl hikayeye giriş yapmaya başlamıştık. Burada ise Atherionlar ile tanışıyoruz. Fakat asıl önemli detay burada yaşıyan eşsiz güzellikteki Arialleena Darvethi. Onu en önemli kılan şey ise gelecekte yaşananları, geçmişte olan olayları görüyor olmasıydı. Bu eşsiz yeteneği yüzünden bütün evren onun peşinde. Olaylar yaşandığı sırada ise beyaz atıyla biri çıkıveriyor (at dediysem lafın gelişiydi... Tabi ki uzay mekiği ile geliyor). Kean! Kitapta sadece Kean'ı sevdiğim doğrudur ama biraz soğukkanlı nevale gibiydi. Birinin yüzü hiç mi gülmez??? Daha fazla tanımaya başlarken bu kişileri aramıza yeni karakterler katılıyor. Zetsa, Buteo, Nareli ve Atlas.... Bunların arasında ise en sevdiğim kesinlikle Atlas oldu. Kitap yüksek dozda maceraydı lakin romantizm kısmından pek bir şey anlamadım. Ufak kırıntılar atmış yazar bizim önümüze. Ben buradan yazarımıza bir gönderme yapmak istiyorum. "Aşk kırıntısıyla doymaktansa Tek başıma aç kalırım bu
Edebiyat
Bilinmezlik Senfonisi - KaçışEzgi Su Yıldırım · Otantik Kitap · 202173 okunma