“Eskiden, hayatta olmanın en derin hissine ormanda ulaşacağıma, uzun çam ağaçlarının arasında dolaşırken, bir kütüğün üzerinde tek başıma oturup güneşe bakarken ya da kıyıdaki kayalıklardan denizi seyrederken onu yakalayacağıma inanırdım; tam anlamıyla uyanabilmek için sessiz unsurların arasında olmam gerektiğini zannederdim. Ama sonra her şeyin zaten burada, etrafımdaki detaylarda olduğunu keşfettim, mesele sadece onları fark etmekti; kendimi unutup dikkatimi dışarıya, yani gerçekten dışarıya çevirebilmekti. İşte hayatta olmanın en derin hissi burada yatıyor, bir başkasına dikkatlice bakmakta.”
“Hayatlarımızın içinde pek çok hayat yaşıyoruz; insanların gelip gittiği, arkadaşların kaybolduğu, çocukların büyüdüğü parça parça hayatlar ve ben, hangi hayatımın diğerlerini çerçevelediğini asla bilemiyorum.”
“…sınırlarınızın biraz gevşediği bir anda doğru kişiye rastlamakla ilgiliydi, böylece güven her şeye rağmen kök salabiliyordu -yapamayacağı zaman bile- doğru ve sihirli bir anda vurduğunuzda parçalanabilecek o dayanıklı mermer yumurta gibi.”
“Güven, ruhunuzda hissetmediğiniz sürece sadece bir kelimeden ibarettir. Fakat bir kez oluşup da bedende kök salmaya başladığındaysa harmanlanarak başka adlar alır.”