“…ve o hayatının çürüdüğünü, bir yere varmayan bu koşuşturmanın sonunda benliğinin kendisini terk edeceğini, geriye içinden yavrusu çıkmamış bir kuş yumurtasının çıtır çıtır kırılan, kurumuş kabuğu kadar değersiz bir şey kalacağını kabul etmeye yanaşmazken sabahları erkenden gözünü açardı.”