“Planlar yapmak, bir kuyu kazarak içine okyanusun enginliğini sığdırabileceğine inanmaya benzer. Sana korunuyor olduğun hissini veren bu zayıflık kalkanı, bu yanılsatıcı zırh, kendinle gerçeklik arasına yerleştirdiğin bu zayıf zihinsel zar yırtılıverir ve insan kendisini birdenbire uçsuz bucaksız, engin bir okyanusun karşısında, yaşamın ona anlatıldığı gibi değil, gerçekte olduğu halinin içinde buluverir.”
“O'nu dinleyip buralara geldiğime pişman olmuştum. Kim bilir kaç kez, ne ileri gitme gücüm, ne de geri dönme imkânım kaldığı için bir kapana sıkışmışçasına umutsuzluğa düşmüştüm. Bir maaşın sınırlı, zavallı güvencesiyle köleliğin karanlık kucağına yeniden sığınmayı istemiştim.”
“Sen hâlâ çalışmaya ve seçim yapmaya inanan bir dünyaya aitsin, planların ve programların yapıldığı bir dünya, ve varoluşun nefes aldığını görmezden gelen bir dünya." Beni sert bir baba tavrıyla suçladı. Sonra nasıl olduğunu anlamadığım bir nezaketle;
“Bir insanın yapabileceği tek plan, kendisini geliştirmek, kendi 'düş 'ünü beslemektir. Gerisi kendiliğinden gelecektir. Tek bir korku zerresinin bile terk edilmesi dağları yerinden oynatabilir ve olaylar dünyasının ekranına seni bir devin görüntüsüyle yansıtabilir," dedi.”
“Bir liderin görevi, çalışanlarını kollamak, sevmek ve onlara hizmet etmektir. Bir kuruluşun hızla gelişip ilerleyebilmesi için en uzak hücresinin dahi gözetilmesi gerekir.”
“Dreamer'ın bana örneklerle derinlemesine açıkladığı farklı bir düzene göre, bizim evrenimizde gelişmeyen her şey çürür. Bizim kendi yaşamlarımızda bile, her an için gidilebilecek yalnızca iki yön vardır; ya yukarı, ya da aşağı. Dreamer bunu, 'Evrim Yasası' olarak adlandırırken, evrensel boyutta, bireyler için olduğu kadar, kuruluşlar, uluslar ve tüm medeniyetler için de geçerli bir durum olduğunu açıkladı.
Yukarı doğru bir atılım olmadan, daha fazlası olmayı arzulayan özel enerjinin bulunmadığı yaşam kendi üzerinde yere doğru kamburlaşır ve çürümeye yüz tutar.”