"Bunu şiirim de söylüyor belki:
Ben gerçekten çekinirim;
Gök geniş maviliğiyle,
Deniz şakıyan dalgalarıyla
Gece sınırsız gizemleriyle
Beni korkutur. O genişlikten
Sıkılır sanki çekingen ruhum;
Sanki her dalga bana bir dille
Duyulmamış bir anlamı haykırır,
Sanki sessiz gecenin gölgeleri
Canlanır ürkekliğim önünde...
Ne üzgün, ne şaşkın yaradılış ki
Gençliğimin en renkli çağında
Boş görerek coşku dolu hayatı
Beni habersiz yaşatti yaradılıştan,
Alıkoydu her çeşit mutluluktan."
"Bu şiiri kimdir ilham eden bilir misin?
Hakikat...Ah hakikat! Onungölgelerinden
Oluşmuşa benzer hayat, ruh ve zeka.
Ne der güzelliği tanımlarken Eflatun:
Güzel, hakikatin hoşluk örneğidir...
Bu söz işte hakikatlerin hakikatidir."
-"Neden kör olduk?
+Bilmiyorum, belki günün birinde bunun sebebi bulunur, Ne düşündüğümü söylememi ister misin? Sonradan körleşmedik, hep kördük.
-Gören körler mi?
+Gördüğü halde görmeyen körler."
"Annemle babamın nasıl olduğunu bilmiyorum." diyordu. Bu içten endişe, özelikle toplumsal ahlak açısından düzensiz davranış biçimlerini benimseyenlerde- maalesef çok sayıdaki vakada- evlatlık duygusu da dahil olmak üzere güçlü duyguların var olma olasılığını inkar edenlerin ön yargılarının ne denli temelsiz olduğunu göstermektedir.
Söylediklerimizin ve yaptıklarımızın iyi ve kötü sonuçları, bizim artık bu sonuçları fark edebilmek, onlardan ötürü kendimizi kutlayabilmek ya da onlar yüzünden af dileyebilmek için bu dünyada olmayacağımız sonsuz sayıdaki günler de dahil olmak üzere gelecekteki bütün günlere, oldukça tekdüze ve dengeli bir şekilde dağılarak uzanır, ki üzerine çok konuşulan ölümsüzlük denen şeyin bu olduğunu söyleyenler vardır.