...fakat, hayır, bekleyişlerden, çaresizlikten kaynaklanan bu cehennem azabını sana anlatmamın hiçbir anlamı yok. Seni suçlamıyorum. Seni sen olarak seviyorum, sıcakkanlı ve çabuk unutan, kendini veren ve sadık kalmayan, seni yalnızca her zaman kim idiysen ve şimdi de hâlâ kimsen o halinle seviyorum.
Hayır, beni tanımamıştın, o zaman da tanımadın, asla tanımadın beni. Sana o anın hayal kırıklığını nasıl anlatabilirim, bilmiyorum sevgilim çünkü o zaman böyle bir kaderi, senin tarafından tanınmamak gibi ömrüm boyunca mahkûm olacağım bir kaderin acısını ilk defa yaşıyordum ve şimdi de o kaderle birlikte ölüyorum: Senin tarafından hiçbir zaman tanınmamış olarak. Sana nasıl tasvir edebilirim ki bu hayal kırıklığını?
Seni yalnızca bir defa olsun görmek, yalnızca bir defa sana rastlamak, yalnızca bir defa daha bakışlarımla uzaktan olsun yüzünü kucaklayabilmek benim tek arzumdu.