Freud intiharı "yer değiştirmiş bir saldırganlık"olarak tanımlar. Zevkleri engellenen insan saldırganlaşır, bu saldırganlığı kendine yönelterek öz kıyım gerçekleşir, düşüncesine çözüm olarak psikanalizi öneriyordu. İtilmişlik, suçluluk duyguları, acılar ve psikolojik çatışmalardan kurtulmanın en akla uygun yolu olarak intiharı düşünen insanın kültürel boyutunu ve biyolojik boyutunu göz ardı eden bu sistem toplumlarda intihar hızını azaltmadı.
Dostoyevski "Mantıksal intiharı"açıklarken "İnsanlar bugüne kadar kendilerini öldürmemek için Tanrı'yı icat ettiler" diyerek kendini yok etme düşüncesini savundu. Eserlerinde yer alan 17 karakter kendisini öldürmüştür. Hep arayış içinde olan, adını koyamadığı mutsuz bir hayat süren Dostoyevski, Zeki insandı ama yaşamdan zevk almayı başaramıyordu.
İnsanların temel içgüdülerinden bir tanesi yaşama içgüdüsüdür. İnsan doğduğu günden itibaren yaşam ateşiyle yanar. Yaşama enerjisini bir amaç doğrultusunda kullanır. Hayvanlarda Bu amaç genetik olarak kodlanmıştır. Köpek balığı sürekli yüzmek ve uyanık kalmak zorundadır. Denizlerdeki organik atıkları öğütme makinesi gibi sürekli toplar. Durmak ölmekle eş değerdir. İnsan için ise bir fark vardır. İnsan yaşama amacını kendisi belirleyebilecek bir irade gücüne sahiptir. Amacını belirlemiş, uğrunda yaşanacak bir ideali olan insan kendini iyi ve mutlu hissedecektir. Amacını belirlememişse bir insan veya amacı onu tatmin etmiyorsa, mutsuz yaşayacaktır.
Ülke Türkiye, yer İstanbul. Bir kutu ilaçla yaşamına son veren 17 yaşındaki genç şu notu bırakıyor: "Beni sevmediniz, beni anlamadınız, bana yardım etmediniz, hep kendiniz için yaşadınız. Şimdi bensiz kalın ve görün"