"bir zamanlar çayır çimenler, korular, dereler,
yeryüzü ve tüm alelade görünümler,
semavi bir ışık hüzmesi, bir görkem
ve capcanlı bir düş içinde donanırdı gözümde.
artık eskisi gibi değil ama.
nereye dönersem döneyim yüzümü
ister gece ister gündüz eskiden gördüklerimi göremem artık.
fakat bir ağaç var.
hepsinin içinde bir tane.
baktığım tek bir çayır.
ikisi de yitip giden, bir şeyden bahsedip durur.
ayağımın ucundaki hercai menekşe de aynı masalı anlatır.
o hayali parıltı nereye kaybolmuştur?
şimdi nerededir...
o görkem...
ve o düş?"