İki tip organizma, mesela bir yırtıcıyla avı veya bir konak ile paraziti ya da çiçekli bir bitkiyle tozlayıcısı birbirleriyle etkileşimde oldukları zaman, her biri diğerine bir seçilim baskısı uygulayacaktır. Sonuçta birlikte evrileceklerdir. Örneğin av, daha iyi bir kaçış mekanizması geliştirecek, bu da yırtıcı hayvanı saldırı kapasitesini geliştirmeye zorlayacaktır. Evrim sürecinin çoğu, böyle “birlikte evrim” yoluyla gerçekleşir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Birçok jeolojik katman, özellikle volkanik kül yatakları ve lav akıntıları, radyoaktif bozunmaları ölçülerek yaşları belirlenebilecek olan radyoaktif mineraller içerirler.
Bir bitki veya hayvanın mevcut genetik düzeni, ileriki evrimine ciddi boyutta sınırlar koyar. Weismann’ın ifade ettiği gibi, ne bir kuş bir memeliye dönüşebilir ne de bir böcek kelebeğe. Amfibiler, tuzlu suda yaşayabilen bir soy geliştirememişlerdir. Memelilerin uçma (yarasalar) ve suda yaşamaya (balinalar ve foklar) uyarlanmalarına hayret ederiz oysa memelilerin işgal etmeyi beceremedikleri daha birçok ekolojik niş mevcuttur.
Prokaryotlarda eşeysel üreme olmadığından genetik varyasyon rekombinasyonla yenilenemez. Onun yerine, bakterilerde genetik varyasyon, bir bakterinin kendini bir diğerine yapıştırıp genlerinden bazılarını ona transfer ettiği tek yönlü yatay transfer denen bir süreçle yenilenir.
Bir popülasyonda bulunan genleri anlatmak için kullanılan “gen havuzu” ifadesi biraz yanıltıcıdır. Genler bir “havuzda” bağımsız bir şekilde yüzmezler, kromozomların üzerinde doğrusal biçimde dizilirler.