Sonsuz evrende bir yerde, gerçekten de insan zekâsına paralel bir şey oluşmuş olsa bile onunla temas kurma ihtimalinin sıfır olduğu düşünülmelidir. Evet, nereden bakılırsa bakılsın, insan tek başınadır.
Avrupa’nın Cro-Magnon denen H. sapiens işgalcileri çok başarılı olmuşlar fakat hâkimiyetlerinin yaklaşık 100.000 yılı boyunca anatomik olarak, özellikle beyin boyutu (1350 santimetre küp) açısından pek değişmemişlerdi. Lascaux ve Chauvet mağaralarındaki ünlü resimlerin yaratıcısı olarak çok gelişmiş bir kültürleri vardı.
Neandertaller, 250.000-30.000 yıl önceki dönemde gelişmişlerdir. 150.000-200.000 yıl önce ortaya çıktıkları Sahra-altı Afrika’sından geldikleri düşünülen bir Homo sapiens popülasyonu dalgası yaklaşık 100.000 yıl önce, Neandertallerin alanını istila etmiştir. Homo sapiens’in, H. erectus’un Afrika popülasyonlarından türemiş olduğu açıktır. Muhtemelen, sapiens niteliklerini edindiği, en azından yarım milyon yıl kadar bir süre boyunca, Asyalı H. erectus popülasyonlarından soyutlanmıştı. Sonunda, bir H. sapiens dalgası, Afrika’dan çıkıp, hızla dünyanın her tarafına yayılmıştır. 50.000-60.000 yıl önce Avustralya’ya, 30.000 yıl önce doğu Asya’ya ve söylenenlere bakılırsa, 12.000 yıl önce Kuzey Amerika’ya ulaşmışlardır. Bununla birlikte, Amerika’nın 50.000 yıl önce işgal edildiğine dair kanıt da mevcuttur.
Fosil kanıtlar: 1859’da, Darwin, cesur bulgularını yayınladığında şempanze benzeri bir atadan modern insana kademeli geçişi destekleyen hiçbir fosil bilmiyordu. Günümüzde bile, dallanma olayının gerçekleştiği 5-8 milyon yıl öncesi döneme ait fosiller henüz bulunamamıştır, oysa 5 milyon yıl öncesinden günümüze kadar geçen zamana ait birçok fosil, şempanzeyle insan arasındaki ara aşamaları kanıtlamaktadır.