Sultan Yıldırım

Ah Cihan
Hayyam diretti: Gel, elini ver ,evimize dönelim, sen şiirlerini yazarsın , ben yıldızlarımı incelerim. Her gece, çıplak, koynuma girersin , şarabın kokusu bize şarkılar söyletir, bizim için dünya durur , onu görmeden , onu duymadan üzerinden geçeriz, ne çamuru ne de kanı bulaşır ayağımıza..
Reklam
- Ahiretten korkar mısın Hayyam? - Neden korkayım? Ölümden sonra ya hiçlik var ya da günahların bağışlanması. - Ya yapmış olabileceğim kötülükler? - Günahın ne denli büyük olursa olsun, Tanrı'nın bağışlaması daha büyüktür.
Hasan Sabbah: On yedi yaşıma kadar bilgi birikimi yaptım. Sonra inanmayı öğrendim. Kahire'de inandırmayı öğrendim. Ömer Hayyam: Peki, inandırmak istediklerine ne söylüyorsun? Hasan sabbah: Onlara, öğretecek hoca olmadıkça din işe yaramaz, diyorum. Bizler "Allah'tan başka Tanrı yoktur" derken, hemen ardından "Muhammed O'nun Resulüdür " diye ekliyoruz. Neden? Çünkü Tek bir Tanrı var derken, kaynağını belirtmeyecek olursak yani bir gerçeği bize öğretenin adını vermezsek, anlamı kalmaz. Ama o adam, o resul, o peygamber , uzun süre önce öldü, yaşadığını ve bize söylenen gibi konuştuğunu nereden bileceğiz? Ben ki senin gibi Eflatun ve Aristo okudum , kanıt gerek diyorum.
Alamut , demek bu yüzden .
Sabbah: -İhtiyacım olan bütün bilgiyi Mısır'da öğrendim , dedi.
Ve Yüce Tanrı'nın inayeti ile kokuşmuş iktidarı yerle bir edeceğim. Hasan Sabbah
Reklam