Nunu Hatun

Nunu Hatun
@Nunuhatun
♡ ع Ben bir küçük kızım , ben bir deli kızım , Siz beni ne anlarsınız siz !
Okul Öncesi Öğretmeni
9 Kasım
240 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Ne garip şu dünya… Zalimin sesi yüksek çıkar, mazlumun kalbiyle konuşanı kimse duymaz. Biz, her şeyin bir hesabı olduğuna inanırız. Bir sözün, bir bakışın, bir kalp kırığının bile yazılı olduğu o ilahî defteri biliriz. Ve bu bilginin verdiği sükûnetle yaşarız; içimiz rahat, kalbimiz emin. Çünkü biz, adaletin yalnız ahirette değil, bu dünyada da tecelli ettiğini gördük. Bazen hemen, bazen vakti geldiğinde... Ama mutlaka, tam yerinde. Zulmeden unutulur sanır; oysa ALLAH unutturmaz. Birinin ahı, birinin huzurunu gölgeliyorsa, orada ilahî adalet çoktan işlemiştir. Zulmeden, yaptığıyla kalmaz. Bir rüzgâr eser, bir cümle duyulur, bir kapı kapanır — ve kişi farkında bile olmadan karşılığını alır. Kimi malında görür, kimi kalbinde, kimi uykusunda , kimi canında. Adaletin yolu çeşitlidir; bazen görünür, bazen içe dokunur. Ama her hâlükârda Rabbimizin elindedir. Bizim rahatlığımız buradan gelir işte: Biliriz ki kimsenin ahı kimsede kalmaz. Ne suskun kalpler unutulur, ne de yapılan haksızlıklar. Bir gün öyle bir mahkemeye çıkacağız ki; orada hâkim, şahit ve hüküm aynı kudretin elinde olacak. Ne dil dökmeye gerek kalacak, ne savunma yapmaya... Çünkü ALLAH, zaten her anı görendi. Biz bu dünyada adaletin tohumlarını sabırla ekeriz. Belki meyvesini burada görürüz, belki öte âlemde. Ama biliriz; hiçbir emek, hiçbir sabır, hiçbir gözyaşı zayi olmaz. Rabbimizin terazisi şaşmaz.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnziva , suskunluğun içinde Rabbine kulak vermektir. Dünyanın gürültüsü azalınca, kalbin sesi artar. Ve insan, sessizliğin ortasında, kâinatın aslında hiç de sessiz olmadığını fark eder. Her yaprak, her taş, her damla, “Subhanallah” diye fısıldar. Bir ağacın gölgesine oturduğunda dallarının zikrini duyarsın; rüzgârın dokunuşunda bir tesbihin ahengini hissedersin. Kuşların kanadında, yağmurun toprağa düşüşünde, gökyüzünün enginliğinde… Her şey sana aynı hakikati söyler: “Bu kudret, bu sanat, bu düzen, Yalnızca ALLAH’a aittir.” İnziva, gözünü eşyadan değil, eşyadaki sanattan almaktır. Bir çiçeğin açışına uzun uzun bakmak, sadece rengini görmek değil; O rengi yoktan var edenin rahmetini idrak etmektir. Bir göl kenarında oturup dalgaların titreyişine şahit olmak, sadece suyu seyretmek değil; kalbine “O diledi, o halde oldu” sırrını nakşetmektir. Ve o an şükürle dolarsın. “Ya Rabbi, gördüğüm her güzellik Sen’den, tattığım her huzur Sen’in lütfundan” dersin. Şükür, sadece dilin söylediği bir kelime değil; kalbin bütün varlığıyla secdeye kapanmasıdır. Tefekkür ettikçe anlarsın ki: dağların heybeti O’nun celâlinin, çiçeklerin zarafeti O’nun cemâlinin aynasıdır. Gecenin sessizliği huzurunu, sabahın aydınlığı rahmetini anlatır. İnsan bazen bir yaprağa bakar, bazen bir yıldızın sönük ışığına… ve her defasında aynı sır gönlüne düşer: “Her şey Rabbimi tesbih ediyor, ben de onlara katılayım.” İnzivanın en güzel anı, yaratılmış olanın güzelliğinde Yaradan’ın sanatını görüp, o sanatın karşısında secdeye varan kalptir. Çünkü gerçek huzur, kâinatın zikrine kendi zikrini ekleyebilmektir. Yazı: nunuhatun 🦋
Denge ve Üslup Üzerine
İnsan Kimliğini Ne Belirler? İnsan, yalnızca dış görünüşüyle değil, sözüyle, duruşuyla ve üslubuyla bir kimlik taşır. Hayatımıza aldığımız insanlar kadar, onlarla nasıl konuştuğumuz, nasıl anlaştığımız da bizim kim olduğumuzu gösterir. Çünkü üslup, insanın aynasıdır. “İnsanın kıymeti, diliyle ölçülür.” der büyükler. Bir insanın kalbinde ne varsa, diline de o dökülür. Eğer bir kişi merhamet sahibiyse sözleri de merhametlidir. Eğer biri anlayışlıysa, konuşması da kırıp dökmez, anlamaya yöneliktir. Öfkeli, kibirli, sabırsız biri ise bunu en çok üslubuyla belli eder. İslam ahlakında üslup büyük bir yer tutar. Çünkü söz, insanın karakterini ve kalbindeki niyeti açığa çıkarır. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, en büyük zalimlerden biri olan Firavun’a bile yumuşak bir üslupla hitap edilmesini emretmiştir: “Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır ya da korkar.” (Tâhâ, 44) Bundan anlıyoruz ki, doğru olmak kadar, doğruyu güzel bir dille söylemek de önemlidir. Çünkü bazen bir hakikat, yanlış bir üslupla söylendiğinde tesirini kaybeder. Üslup Kimliğimizdir Bir insanın üslubu, onun iç dünyasının bir yansımasıdır. Nasıl düşündüğümüzü, olaylara nasıl yaklaştığımızı gösterir. Bazıları sözleriyle kalp kırarken, bazıları da aynı gerçeği nazik bir şekilde ifade edebilir. İşte bu, kişinin karakterini belirler. Güzel konuşmak, sadece karşı taraf için değil, insanın kendi iç huzuru için de gereklidir. Çünkü öfkeli bir dil, sahibini de zehirler. Şikâyet dolu bir dil, insanın içini de karartır. Kimlerle Yol Yürüyoruz? Hayatımıza aldığımız insanlar, bizim karakterimizi de etkiler. Kaba, sert ve anlayışsız insanlarla uzun süre bir arada olanlar, zamanla aynı üslubu benimsemeye başlar. Çünkü insan, en çok vakit geçirdiği kişilerin halini alır. Bu yüzden sadece insanlarla denklik değil,
İyileşmek gerek… Hem bizim hem dünyanın. İçimizde can çekişen merhameti diriltmek gerek. O merhamet ki, bir kalbin asıl nuru, insan olmanın asıl cevheridir. Belki de diriliş dediğimiz, nefsimizi hesaba çekmekten, içimizdeki çürüyen dalları budamaktan geçiyor. Yeniden, Bismillah diyerek iyiliği filizlendirmek… Çünkü bu dünya ancak iyilikle iyileşir, merhametle dirilir. Gelin, her düşüşü bir secdeye, her acıyı bir duaya çevirelim. Sadece kendimiz için değil, dünyanın da dirilişi için… - Nunu Hatun
Ruhum eski benim. Ondandır böyle ortamlara hayranlığım 🦋