...
Çınarları kesip güneşi Payitaht'ın sokaklarına indireceklerini sandılar.
Eline balta tutuşturulmuş gafiller her darbede birer parçalarını yitirdiklerini göremeyecek kadar körleşmişlerdi. Giderek elsiz, ayaksız, başsız kalmaya mahkûm oluyor da bunu marifet sayıyorlardı.
...
Payitaht'tan rahmet elini çekti mi?
Gökyüzünde yanan o altın kandil sönüyor mu?
Övünmek için değil ama söyleyeyim satmadım ruhumu asla.
Kara kış daha da güçlendirdi görev aşkımı ve sadakatimi.
Evladım! Yaptığın iyilik veya kötülük bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu senin karşına getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri dahi görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
...
Ağızları gırtlaklarına kadar kurudu. Önlerine su diye bir tas fitne koyanların köpeği gibi suya ulaşmak için oradan oraya koşup bağırıyor, şuursuz kahkahalar atarak fitne suyunu bir dikişte içiyorlardı.
Ne büyük cinnet hali.
Ne gölgelenecek bir çınar ne bir tas temiz su vardı artık.
...