Nur dağ

Yirmi yıllık çalışmanın Bir kurşunluk hükmü varmış
Reklam
Ne türlü ateşe yanmış gönül muhabbetten
Bakma fakirmişim, kimsesizmişim Akşamüstüne doğru, kış vakti Benim de sevdalar geçti başımdan.
Tüfeğini deppoya koydular, Esvabını başkasına verdiler. Artık ne torbasında ekmek kırıntısı, Ne matarasında dudak izi; Öyle bir rüzgâr ki Kendi gitti, İsmi bile kalmadı yadigâr.
Reklam