Mayıs benim için yalnızca sayfa çevirdiğim bir ay olmadı; farklı coğrafyalara, farklı zamanlara ve birbirinden bambaşka insanların hayatlarına misafir olduğum bir aydı. Bazı kitaplar beni düşünmeye zorladı, bazıları rahatsız etti, bazılarıysa uzun süre içimde sessizce yankılandı.
🌱 Georgi Gospodinov – Bahçıvan ve Ölüm
Bir babanın vedasını anlatırken aslında hepimizin ölümle kurduğu ilişkiyi sorgulatan, sade ama derin bir metin. Gospodinov'un dingin dili, hüznü büyütmeden anlatabilmesiyle beni en çok etkileyen yazarlardan biri oldu.
🏠 Uketsu – Tuhaf Ev
Bir ev planıyla başlayan hikâyenin insanı bu kadar gerip şaşırtabileceğini düşünmezdim. Sayfalar ilerledikçe büyüyen bir merak ve huzursuzluk hissi bıraktı.
🍊 Cho Nam-Joo – Mandalina Yeşili
Görünmeyen yükler, büyüme sancıları ve yalnızlık üzerine sakin ama etkili bir anlatı. Altını çizdiğim birçok cümle oldu.
🌊 V. S. Naipaul – Yarım Hayat
Aidiyet, göç ve kimlik arayışı üzerine güçlü bir roman. İnsan bazen kendinden kaçarken bile kendine yakalanıyor; bu kitap bana bunu hatırlattı.
🐘 Mathias Enard – Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara
Tarih, sanat ve İstanbul'un büyüsünü aynı potada eriten çok özel bir roman. Michelangelo'nun olası İstanbul yolculuğu üzerinden kurulan hikâye, gerçek ile hayalin sınırlarını ustaca bulanıklaştırıyor.
🦋 Ben Okri – Aç Yol
Bir rüyayı andıran, sembollerle örülü bir anlatı. Okurken her şeyi anlamaya çalışmak yerine metnin akışına teslim olmak gerektiğini hissettim.
🚶♀️ Patricia Engel – Sınırsız Ülke
Göç, sınırlar ve aile üzerine çok etkileyici bir roman. Haritaların çizdiği çizgilerin insan hayatlarında nasıl yaralar açtığını anlatıyor.
✒️ Marguerite Yourcenar – Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı
Bir itiraf mektubu gibi akan metin, insanın kendisiyle verdiği mücadeleyi son derece zarif bir dille anlatıyor. Sessiz ama sarsıcı kitaplardan.