Mutsuzluk ile depresyon bambaşka şeylerdi.Depresyonda olan bir insan için neşelenmesinin söylenmesi ya da sanki kötü bir hafta geçiriyormuş gibi ufak çözümler önerilmesi kadar çileden çıkarıcı bir şey yoktu.İki bacağını birden kırmış birini dansa gidip neşelenmesini söylemek gibi bir şeydi bu.
Depresyon ile kaygıyı aynı şarkının farklı gruplar tarafından yorumlanmış versiyonları gibi görmeye başladım. Depresyon kasvetli bir emo grubu tarafından, kaygı ise çığlıklar atan bir heavy metal grubu tarafından yorumlanmış versiyonlardı; ama ikisinin de altında aynı nota kağıdı vardı.Özdeş değil ama ikizdi bunlar.
Tuhaf olan, ben büyüdükçe batı uygarlığının da aileme yetişmesi oldu. Küçükken arkadaşlarımın evinde kaldığımda onların ailesinde kimsenin kahvaltıda, öğle yemeğinde, akşam yemeğinde hap almadığı dikkatimi çekmişti. Kimse yatıştırıcı, uyarıcı ya da antidepresan etkisi altında değildi. Kendi ailemin olağandışı olduğunu fark etmiştim.