Bir gün gelecek 27 yaşında olduğunu fark edeceksin. Oysaki daha dün sadece 17 yaşındaydın ve bir 10 yılın geçtiğini söyleyemezsin.
Hayatın önce ve sonra diye ikiye ayrıldı.
Gençliğin öfkesini bastıracak ve hiçbir şey gerçekten değişmeyecek ama her şey farklı hissettirecek. Eski fotoğraflara baktığın zaman ve ucuz telefonuyla çekilmiş,bulanık videolar çocukluğunu hatırlatacak hisler ve artık konuşmadığın o arkadaşlar...
Takılmalar buluşmalara dönüşecek ve annenin yanık turtası hayatında yediğin ve en sevdiğin yemek olacak. Ve biliyorum ki bazı günlerde o 10 yıl boyunca hiçbir şey göstermeyeceksin. Ama umarım nefes almayı hatırlarsın ve göğsündeki düğümü bırakırsın. Umarım güneşte dışarı çıkar ve güneşi hissedersin. Çünkü yarın 37 yaşında olacaksın.
Eğer birgün gidecek olursam:
Beni kalmaya ikna et.
Zor olmayacaktır eminim,
Yavaş yavaş konuş benimle,
Tane tane anlat her şeyi.
Gitmek gibi bir düşünce belirdiyse aklımda, kızdığımdandır.
Kızgınlıklar da sevdaya dahil.
İnsan ne yerse o kokar. Ne okursa onu konuşur. Kimi seviyorsa kalbi o kadardır. Sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. Yaşamınız verir sizi ele. Müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz. Aşkı sevme biçiminiz. Dinlediğin tarz müzikte saklıdır sevgiye olan şiddetiniz. En kötüye vereceğiniz cezadır adalet. Herkes sever doğduğu toprağı, oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz. Sevgi bir bütün diyalog evrene karşı. Yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz, aşk sözlerini sakının siz. Komşunuzla sohbetimiz kadar uzaktakine olan bağımız. Mesafe denilen tanım sadece zamanla ilintili. Yoksa yalnız bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz. İnsan çevresi kadar güçlüdür. Kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında. Aile bağın kadar bağlısın hayata. Sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundadır tavrın. Gizlediğin iyilik kadar büyük. Anne baba sevgisine izin verdiğin kadar küçük. Tek bir dünya var “vicdanının” etrafında dönen. Tüm karakterindir onun içinde geçen”…