gittikçe yakınlaşan
hem gidip hem yakınlaşan şeylerin yalnızlığıyla
bazen hiç
bazen günlerce
bir boy aynasından
sen bana bakıyormuşsun gibi baktım kendime
istemeyerek kaldığım o pazartesi salı temmuz günleri
istemeyerek baktığım o dağ deniz ova yerleri
gövdemde bir çağ değişiyormuş gibi sesler
başımı tutup artık geçsin diyordum
artık geçsin
bu benim seninle gidip diğeriyle döndüğüm çağ
bu benim sana durup kendimle yürüdüğüm yeryüzü
bu benim seninle uyuyup başkasıyla uyandığım dünya
artık geçsin
ne istediğini bilmekten
ve her şeyi isteyerek yapmaktan bahsediyordu herkes
oysa artık hiçbir şeyi isteyerek yapmayan
gününü değil
kökünden sökülmeyi bekleyen bir ağaçtım
bir ağaçtım ve diyordum
elbette yalnızlık kapacak ormandan ayrılanı
elbette bitmeyecek hiçbir şey
elbette ortasında kalacağız her yerin
ama istemeye istemeye büyümüş bir ağaç daha ağaçtır
biri beni bulsun diye beklemediğim yeryüzü
daha yeryüzü