Mustafa Kemal, kendi ülkesi için istediği barışı tüm dünya için de isterken sarf ettiği ve dünya literatürüne de geçmiş olan “Yurtta barış, dünyada barış!” cümlesinin altını dolduran önemli bir açıklamayı barışa sahip çıkılmasının önemi ile aktarır:
“Milletleri sevk ve idare eden adamlar, tabii önce ve önce kendi milletinin varlık ve saadetinin yaratıcısı olmak isterler. Fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek gerekir. Bütün dünya olayları bize bunu açıktan kanıtlar. En uzakta sandığımız bir olayın bize bir gün dokunmayacağını bilemeyiz. Bunun için insanlığın hepsini bir vücut ve bir milleti bunun bir organı saymak gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir...
(...)
İnsan mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin mutluluğuna ne kadar değer veriyorsa, bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Çünkü, dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir. Dünya ve dünya milletleri arasında huzur, anlaşma ve iyi geçinme olmazsa, bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan yoksundur.”