İnsan hayatında en ağır yük çoğu zaman taşıdığı sorumluluklar de o sorumlulukların ardında kalan boşluktur. Yorgunluk seni yere serer ama ayağa kalkma iradesini bırakır. Tükenmişlik ise ayağa kalksan bile neden kalktığını unutturur.
Bu farkı ayırt etmek, kendimizi tanımamızın, sorunların üzerinden gelmemizin ve kendimize yeniden şefkatle yaklaşmamızın başlangıcıdır.
Yorulduğunu kabul etmek, tükenmiş hissettiğini itiraf etmek, kor kularını dile getirmek... Bunlar insanı küçültmez, bilakis ona daha de rin bir direnç kazandırır. Kırılganlığını saklayan kişi görünürde ayakta durur ama içten içe çatırdar. Kırılganlığını kabul eden kişi ise tıpkı rüzgarda eğilen bir ağaç gibi esner, bükülür ama köklerini toprağa daha sağlam salar.
İnsan ancak kendi incinebilir yanlarını tanıdığında başkasının sev gisine, desteğine, dostluğuna kapı aralayabilir. Aksi takdirde sergilediği sahte sağlamlığın içinde boğulur.