Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.
Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.
Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.
Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Göz bakar da acep görür mü canı
Kulak işitir mi ruhun sesini
İnsan fırtınası sardı her yanı
Sevmedim dünyanın hengamesini
Kaktüsler büyüdü kalbin yolunda
Harcadım ömrümü insan çölünde
Terazi bozulmuş, kefesi kanlı
Adalet sarayı tutuşup yanmış
Hicap mahkemelik, doğruluk zanlı
Gül bitmeyen akıl küle inanmış
Sanki mülteciyiz yaban elinde
Harcadım ömrümü insan çölünde
...
"Peygamberimiz davasını çöllerle kaplı bir coğrafyada tebliğ etti oğlum. Yaşadığı sıkıntıları biliyoruz. Onun ve ashabının çekmedikleri çile kalmadı. Bizler bambaşka bir coğrafyada dünyaya geldik. Çölün sıkıntılarını yaşamadık. Lakin hakikat odur ki oğlum, bizler de insan çölüne düştük! Ömürlerimizi insan çölünde harcıyoruz."