Vampir İmparatorluğu, uzun zamandır takip ettiğim yabancı bookstagram hesaplarında karşıma çıkıp radarıma giren bir seriydi. Bu yüzden oldukça yüksek bir beklentiyle başladım. Ve net bir şekilde söyleyebilirim ki beklentimin bile üzerine çıktı, bayıldım. İsmi sizi yanıltmasın; karşınızda sıradan bir vampir hikâyesi değil, muazzam bir dark fantasy/epik eser var. Anlatımıyla, diliyle ve kurduğu dünyayla son zamanlarda okuduğum en iyi fantastik romanlardan biriydi.
“Dark” kelimesinin hakkını sonuna kadar veren bir kitap, Vampir İmparatorluğu. Gerçekten karanlık ve acımasız bir evren yaratmış yazar. Ve sizi bu dünyanın içine çekerken elini de hiç korkak alıştırmamış. Çok sert, sarsıcı sahnelere tanık olmak zorunda kalıyorsunuz. Bu yüzden klasik epik sevenlerin buna hazırlıklı başlamasında fayda var.
Hikâye üç farklı zaman diliminde ilerliyor. Jay Kristoff geçişleri o kadar ustalıkla yapmış ki, bir yandan olacakları merak ederken bir yandan da geride bıraktığınız sahneler zihninizde dönmeye devam ediyor. Merak dozunu sayfa sayfa artırarak, 745 sayfa boyunca dikkatinizi diri tutmayı başarıyor. Ve o final... Gerçekten okuduğunuza değiyor.
Jay Kristoff’la ilk tanışmam bu kitap sayesinde oldu. Diğer eserleri de bu seviyede ise, kesinlikle onlara da göz atacağım.