Uzun süredir bir şeylerin eksikliğiyle savaşıyorum.
Ne olduğunu tam tarif edemediğim bir eksiklik.
Küçük hayatımın içinde yavaş yavaş boğuluyordum.
Ailemin, insanların “doğru” olduğuna inandığı şeylerin peşinden gittim.
Beni daha da daralttığını o sırada fark edememiştim.
İyi bir insan olursam,
herkes tarafından sevilen, sayılan biri olursam
mutlu olacağımı sandım.
Olmadı.
Zaten hiçbir zaman öyle biri de olamadım.
Hayattan kaçmak için oyunlara sardım.
Orada da bir anlam bulamadım.
Sonra fantastik kitaplara.
Bir süre iyi geldi, sonra yetmedi.
En sonunda Oğuz Atay’ı, Dostoyevski’yi, Kafka’yı keşfettim.
İlk kez şunu hissettim:
Bu dünyada yalnız değilim.
Heyecanlandım,
Bu kitaplar üzerine saatlerce konuşabileceğim insanları aradım.
Ama çevremde, benim hissettiklerimi hisseden kimse yoktu.
Ben de kendimi buraya attım.
Buradayım çünkü
yalnız yazmak istemiyorum.