1. Gerçek anlamda üzülen kişi yaşadığı acıyı anlatırken sesi titrer, boğazı düğümlenir, zaman zaman anlatamaz ve tıkanır. Kendisini susmak ve ara ara beklemek zorunda hisseder. Kendine acıyan kişi ise aralıksız konuşur, bir tıkanma yaşamaz ve sesinde bir titreme olmaz. Konuşmaları adeta bir makineli tüfek gibidir; hiç durmaksızın konuşabilir.
2. Gerçek anlamda üzülen kişi karşıda onu dinleyen insanın sakin bir şekilde dinlemesini bekler. Ona üzülmesini istemez ve karşıdaki üzülmediği zaman da kendisini rahatlamış hisseder. Kendine acıyan kişi ise karşıdaki ona üzülsün, acısın diye bekler. Karşıdaki üzüldüğü, acıdığı zaman ise kendisini rahatlamış hisseder.
3. Gerçek anlamda üzülen kişi acı çektiği konuyu uzun süre anlatamaz. Ara sura konuyu değiştirir ve başka bir konuya girerek zihnini dinlendirir. Kendine acıyan kişi ise aynı konuda uzun süre kalabilir. Burada uzun konuşmaktaki asıl amaç bir an önce dinleyen kişi ya da kişilere kötü duyguyu yüklemek ve rahatlamaktır.
4. Gerçek anlamda üzülen kişi derdini paylaşma odaklı hareket eder ve paylaşımla da rahatlar. Ancak kendine acıyan kişinin derdini anlatmasında paylaşım odaklılık yoktur. Bu kişi için önemli olan karşıdaki kişinin ona üzülmesidir.Karşıdakinin üzülmesine odaklılık vardır ve ancak karşıdaki kişi ona üzüldükçe rahatlar.
5. Gerçek anlamda üzülen kişi yaptığı paylaşımla biraz rahatlayınca artık konuyu kapatır ve tekrar açmak istemez. Kendine acıyan kişi ise tabiri caizse anlatmaya doymaz. Konu kapansa bile
bir süre sonra lafı tekrar aynı yere getirir ve anlatmaya devam eder.