Bütün olan biteni aktardım Ernest’e.
“Tek bir tanesi dahi hür iradesiyle hareket edemedi, değil mi?” dedi. “O acımasız sanayi makinesi hepsinin elleri kollarını bağlamıştı. Ve hepsi de, çoluk çocuğunun rızkının derdindeydi. Her zaman sergiledikleri, gençlerin yaşamını, çocuklarını koruma içgüdüsü bu. İşte babam! O da yalan söyledi, çaldı, benim ve kardeşlerimin boğazımdan bir lokma ekmek geçsin diye her türlü onursuz işe bulaştı. O da sanayi makinesinin bir kölesiydi ve o makine ezdi geçti onu, ölümüne çalıştırdı.”
“Ama sen,” diye araya girdim, “sen şüphe yok ki hür iradeye sahipsin.”
“Tam olarak değil,” dedi Ernest. “Kimsenin yükümlülüğü yok üzerimde. Çoğu zaman çocuğum olmadığına şükrediyorum, ama bir yandan da çocukları çok seviyorum. Ama evlenseydim de, çocuk yapmaya cesaret edemezdim.”