Betül Yılmaz

O çağların korkunç mücadeleleri içerisinde, ne kadar servet edinmiş olursa olsun, hiç kimse sürekli olarak güvende değildi. Ailelerinin refah mutluluğunun derdine düşen insanlar sigorta kavramını icat ettiler. Bu akıl çağında bizlere göre sigorta gibi bir araç komik denecek kadar abes ve ilkeldir. Fakat o çağda sigorta çok ciddi bir meseleydi. İşin gülünç yanı, sigorta şirketlerinin fonları sık sık bizzat bu fonların yönetiminin emanet edildiği insanlar tarafından yağmalanıp ziyan edilirdi.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Peki ya ben ve diğer birkaç kişi daha, bütün varlıklıların evlerine girmeleri için bir buçuk milyon insanı kışkırtıp ayaklandırsaydık, o zaman bayağı bir insan vurulacaktı öyle değil mi?” “Evet ama bunu yapmazsın,” diye itiraz ettim. “Aslına bakarsan tam olarak bunu yapıyorum. Biz sadece bu evlerdeki tüm mal varlığını değil, tüm madenleri, demiryollarını, fabrikaları, bankaları ve dükkânları ele geçirmeyi amaçlıyoruz. Devrim budur ve bu gerçekten de tekin bir iş değildir. Korkarım düşündüğümden bile fazla patlayacak silahlar. Fakat dediğim gibi, bugün hiç kimse tam anlamıyla hür iradeli bir insan değildir. Hepimiz sanayi makinesinin çarklarının arasına sıkışmış vaziyetteyiz. Sen öyle olduğunu gördün. Konuştuğun adamlar da öyleydi. Daha fazlasıyla konuş istersen. Git, Albay Ingram’ı gör. Jackson’ın hikâyesine gazetelerinde yer vermeyen habercileri ve bu gazeteleri yöneten başyazarları ara bul. Tümünün makinenin köleleri olduğunu göreceksin.”
Çoğu zaman çocuğum olmadığına şükrediyorum, ama bir yandan da çocukları çok seviyorum. Ama evlenseydim de, çocuk yapmaya cesaret edemezdim.” “Şüphesiz çok kötü bir prensip edinmişin,” dedim çıkışırcasına. “Öyle olduğunu biliyorum,” dedi üzgün bir sesle. Ama bu ihtiyatlı ve benim içinde bulunduğum duruma uygun bir prensip. Ben bir devrimciyim ve bu çok tehlikeli bir uğraş.”
Bütün olan biteni aktardım Ernest’e. “Tek bir tanesi dahi hür iradesiyle hareket edemedi, değil mi?” dedi. “O acımasız sanayi makinesi hepsinin elleri kollarını bağlamıştı. Ve hepsi de, çoluk çocuğunun rızkının derdindeydi. Her zaman sergiledikleri, gençlerin yaşamını, çocuklarını koruma içgüdüsü bu. İşte babam! O da yalan söyledi, çaldı, benim ve kardeşlerimin boğazımdan bir lokma ekmek geçsin diye her türlü onursuz işe bulaştı. O da sanayi makinesinin bir kölesiydi ve o makine ezdi geçti onu, ölümüne çalıştırdı.” “Ama sen,” diye araya girdim, “sen şüphe yok ki hür iradeye sahipsin.” “Tam olarak değil,” dedi Ernest. “Kimsenin yükümlülüğü yok üzerimde. Çoğu zaman çocuğum olmadığına şükrediyorum, ama bir yandan da çocukları çok seviyorum. Ama evlenseydim de, çocuk yapmaya cesaret edemezdim.”
Bütün olan biteni aktardım Ernest’e. “Tek bir tanesi dahi hür iradesiyle hareket edemedi, değil mi?” dedi. “O acımasız sanayi makinesi hepsinin elleri kollarını bağlamıştı. Ve hepsi de, çoluk çocuğunun rızkının derdindeydi. Her zaman sergiledikleri, gençlerin yaşamını, çocuklarını koruma içgüdüsü bu. İşte babam! O da yalan söyledi, çaldı, benim ve kardeşlerimin boğazımdan bir lokma ekmek geçsin diye her türlü onursuz işe bulaştı. O da sanayi makinesinin bir kölesiydi ve o makine ezdi geçti onu, ölümüne çalıştırdı.” “Ama sen,” diye araya girdim, “sen şüphe yok ki hür iradeye sahipsin.” “Tam olarak değil,” dedi Ernest. “Kimsenin yükümlülüğü yok üzerimde. Çoğu zaman çocuğum olmadığına şükrediyorum, ama bir yandan da çocukları çok seviyorum. Ama evlenseydim de, çocuk yapmaya cesaret edemezdim.”