Betül Yılmaz

“Sizlerin samimiyetine bir diyeceğim yok,” diye sürdürdü konuşmasını Ernest. “Siz samimisiniz. İnandığınız şeyleri vazediyorsunuz. Kapitalist sınıf için gücünüz ve değeriniz de burada yatıyor. Fakat inancınızı değiştirip kurulu düzeni tehdit edecek bir görüşü savunursanız, işverenleriniz vazettiklerinizi kabul etmeyecek ve sizlere de yol verecektir. Arada bir içinizden birileri kovuluyor.13 Haksız mıyım? Bu sefer itiraz eden olmadı. Dilini yutmuş gibiydi herkes. Bir tek Dr. Hammerfield karşılık verdi: “Düşünce ve görüşleri yanlış olduğunda istifa etmeleri isteniyor.” “Bu da düşüncelerinin kabul edilemez olduğunu söylemenin bir başka yolu,” diye cevap verdi Ernest ve devam etti. Dolayısıyla ben size diyorum ki, yolunuza devam edin, vaazınızı verin ve kazandığınız parayı hak edin; ama Tanrı aşkına işçi sınıfını rahat bırakın. Siz düşman safındasınız. İşçi sınıfı ile hiçbir ortak yanınız yok. Başkaları sizin için çalışıp el emeği sarf ettiğinden sizin elleriniz yumuşacık. Bol bol yiyip içmekten mideleriniz de şişkin.” (Bu sırada Dr. Ballingford irkildi ve bütün gözler onun iri göbeğine döndü.Yıllardır ayaklarının ucunu göremediğinden bahsediliyordu.) “Ve zihinleriniz, kurulu düzeni payandalayan doktrinlerle dolu. İsviçreli Muhafızlar14 kadar sizler de paralı askerlersiniz (kabul ediyorum ki samimi paralı askerlersiniz). Ücretinizi verip sizi kiralayanlara karşı dürüst olun; vaaz vererek işverenlerinizin çıkarlarını koruyun; fakat işçi sınıfına ilişmeyin ve sahte liderlik yapmayın. Aynı anda hem iki safta yer alıp hem de dürüstlüğünüzü koruyamazsınız. İşçi sınıfı siz olmadan da varlığını sürdürdü. İnanın siz olmadan sürdürmeye de devam edecek. Üstelik işçi sınıfı siz olmadan yoluna daha rahat devam edecektir.”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ernest bu sözleri tebessümle karşılayıp, sesini çıkarmadı. “Ben Teksaslılar gibiyim,” dedi sonra. Ne demek istediğini sorduklarında da, “Missourili bir adam hep, ‘Bana göstermelisin,’ der. Fakat Teksaslı, ‘Avucumun içine koymalısın,’ der. Bundan da açıkça anlaşılacağı gibi Teksaslı metafizikçi değildir,” diye cevapladı.
Tereyağı ve ekmek, ipek ve mücevherler, dolarlar ve sentler ve bu arada da, Hindistan’a giden karayollarının kapanması keşif gezilerini başlatan nedenlerdi. 1453 yılında Konstantinopolis’in düşmesiyle birlikte, Türkler, Hindistan’a giden kervanların yollarını tıkadılar. Avrupalı tacirler bir başka yol bulmak zorunda kaldılar. Keşif gezilerinin esas nedeni budur. Kristof Kolomb, Güney ve Güney Doğu Asya’ya giden yeni yollar keşfetmek üzere denize açıldı. Tüm tarih kitaplarında böyle yazar. O arada, yeryüzünün yapısı, boyutları ve şekli hakkında yeni şeyler öğrenildi ve Batlamyus’un sistemi pırıltısını yitirmeye başladı.”
“Ama gelin görün ki, Aristoteles’in düşünce sistemi Avrupa’yı on iki yüzyıl boyunca yönetti,” diyerek azametli bir havayla lafa girdi Dr. Ballingford. “Ve Aristo bir metafizikçiydi.” Dr. Ballingford imalı bakışlarla masada oturanlara göz gezdirdi ve kendisini onaylayan başlar ve tebessümlerle ödüllendirildi. Ernest, “Son derece yersiz bir örnek verdiniz,” diye karşılık verdi. “İnsanlık tarihinin çok karanlık bir döneminden bahsediyorsunuz. Aslına bakarsanız, biz o dönemi ‘Karanlık Çağlar’ diye adlandırırız. Bilimin metafizik tarafından tecavüze uğradığı, fiziğin ‘Felsefe Taşı’nı aramaya indirgendiği, kimyanın simyaya, astronominin astrolojiye dönüştüğü bir dönem. Maalesef Aristoteles’in düşünce sisteminin egemenliği buraya kadar!”
“Metafizikçi öznel kanaate dayanarak sonuç çıkarır. Bilimadamı ise, deneysel bulgularla dayanarak mantıksal çıkarımlar yapar. Metafizikçi kuramdan yola çıkıp mantık yürüterek gerçeğe, bilimadamı gerçeklerden yola çıkıp mantık yürüterek kurama ulaşır. Metafizikçi evreni kendine göre, bilimadamı kendini evrene göre açıklar.”