Kitap okumak, dağa tırmanmaya benzer.
Okumak yalnızca keyif almak, heyecan duymak değildir. Bazen her satırı inceler, aynı metin içerisinde gidiş gelişler yaparak tekrar tekrar okur, başını iki elinin arasına alarak ilerlersin. O bunaltıcı süreç sonunda birden görüş alanın açılır. Uzun mu uzun dağ tolunu tırmandıktan sonra tüm manzarayı görebilir hâle gelmek gibi.
Kitaplar senin yerine yaşayacak değil. Kendi ayaklarıyla yürümeyi unutan kitap kurdu, eski bilgilerle şişmiş bir ansiklopedi, birileri gelip açmadıkça hiçbir işe yaramayacak bir antika olabilir ancak.
Yalnızca kendini kaptırarak kitap okudun diye, görebildiğin dünya genişleyecek sanma. Ne kadar bilgi depolasan bile, kendi kafanla düşünüp kendi ayaklarına yürümedikçe her şey sahte, havada ve gelip geçici şeyler olarak kalır.
Bu labirentte en büyük güç,gerçektir. Buna bir de inanç eklendiğinde, şekli ne kadar bozulursa bozulsun kolay kolay yıkılmaz. Fakat her şey de gerçek değildir.