Albert Einstein'ın da belirttiği gibi: "Henüz doğanın bize gösterdiklerinin binde birini bile bilmiyoruz." Belki de karşılaştığımız sorunların çözümünü doğa çoktan bulmuştur. Yeter ki ona meraklı ve dikkatli gözlerle bakmayı öğrenelim.
İnsanlar delidir! Neyi niçin yaptıklarını bilmezler. Beyinlerinde bir diktatör vardır, onları hormonları yönetir ama bunun farkında olmazlar, kendi iradeleriyle davrandıklarını sanırlar.
Bilim edebiyata yetişemezdi, hiçbir zaman yetişememişti ki zaten. Size kanıtlayayım söylediklerimi: Yunan trajedilerini biliyorsunuz değil mi? Milattan önce yazılmış oyunlar ama hâlâ geçerli. Bugün bile Oidipus kompleksi falan diyoruz. Peki, onlar yazıldığı zaman bilim neredeydi? Dünyanın düz olduğuna inanılan, mikropların bilinmediği, ilkel bir emekleme çağında değil miydi? O zaman hangisi gerçek? Bugüne ışık tutan, ölmeyen ve hiç ölmeyecek olan hikâyeler mi, yoksa ilkel bilim mi?