Bilim ve Teknik Dergisi

Bilim ve Teknik Dergisi

Dergi
8.3/10
430 Kişi
·
2.186
Okunma
·
274
Beğeni
·
2717
Gösterim
Adı:
Bilim ve Teknik Dergisi
Süt yüzde 87,5 oranında su ve kalan kısımda birbirine S yakın oranlarda yağ, protein, laktoz ve minerallerden oluşur. Çoğunluğu saydam yapıdaki süte opak beyazlığını veren, yüzde 3,5 oranındaki kütlesi ile suda askıda bulunan proteinlerdir.

Proteinler, uzun ve zincir benzeri yapısı olan karmaşık moleküllerdir. Sütte yüzlerce çeşit protein bulunur. Bu proteinlerin en baskln türü ise kazeindir. Küçük kalsiyum fosfat kümelenmeleri etrafında biriken süt proteinleri, misel adı verilen molekül yığınlarını oluşturur.

Misel yapıları yaklaşık 150 nanometre çapındadır ve sütün tamamında dağılmış hâlde bulunur. Bu yapılar ışığı

tüm dalga boylarında saçılıma uğratarak sütün beyaz görünmesine sebep olur.
Yetişkinler dakikada ortalama 10-15 kez göz kırpar. Bebekler ise dakikada ikiden daha az. Çocukluk ve ergenlik boyunca artış gösteren göz kırpma sayısı yetişkinlikte maksimum değerine ulaşır.

Göz kırpmanın öncelikli amaçlarından biri gözü sürekIi olarak nemli tutma çabasıdır. Bebeklerde gözün ön tarafında dış dünya ile temas eden bölüm, yetişkinlere kıyasla daha küçük olduğu için bebek gözü daha geç kurur, yani daha geç nemlendirme gerektirir. Bebeklerin uzun uyku süreleri de gözlerinin daha uzun süre nemli kalmasına olanak sağlar. Yetişkinler, yüksek dikkat ya da görsel takip gerektiren durumlarda daha az göz kırpma eğilimindedir. Benzer şekilde, bebeklerin yeni geliştirmeye başladıkları görsel deneyim ile dış dünyayı sürekli anlamlandırma ve tanımaya odaklanma çabalarının göz kırpma sayısını düşürdüğü düşünülüyor. Göz kırpma davranışı, beyinde dopamin adlı kimyasal sinyal taşıyıcının miktarı ile değişkenlik gösterir. Bazı araştırmacılar, bebeklerde dopamin sisteminin henüz yeterince gelişmemiş olmasının da düşük göz kırpma sayısında etkili olduğunu düşünüyor.
1, 3, 6, 12, 24, 48, 96... şeklinde
devam eden serideki her bir sayıya 4 ekleyip sonucu 10’a böldüğümüzde elde edilen sayılar bize AB (astronomi birimi: Güneş ile Dünya arasındaki ortalama uzaklık 1 AB’dir ve yaklaşık 150 milyon km’dir) cinsinden gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıklarını verir. Örneğin serinin ilk sayısı olan da 4 ekleyip sonucu 103 böldüğümüzde 0,4 sayısını elde ederiz. Merkür, Güneş’e uzaklık bakımından ilk sırada bulunan gezegendir ve Güneş’e olan ortalama uzaklığı 0,387 AB’dir. Tıtius-Bode Yasası’na göre hesaplanan Merkür’ün Güneş’e olan ortalama uzaklığı gerçek değerine hayli yakın. Aşağıdaki görselde, gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıklarının Trtius-Bode Yasası’na göre hesaplanan değerleri ile gerçek değerlerini görebilirsiniz.

Bu yasa ortaya atıldığında Uranüs ve Neptün henüz keşfedilmemişti. Ayrıca formül 2,8 AB uzaklıktaki bir gezegenin daha var olması gerektiğini söylüyordu.
Kanada, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) araştırmacıların yaptığı bir araştırmada çok sayıda Virüsün atmosferde yolculuk ederek başka yerlere taşındığını ortaya koyan bulgular elde edildi. Araştırmada Dünya yüzeyinden havaya karışan virüslerin, Dünya'daki hava sistemlerinin üstünde bulunan ancak jetlerin uçtuğu stratosferin altında kalan troposfer katmanında binlerce kilometre taşınıp tekrar Dünya yüzeyine “yağdığı” ortaya kondu.Araştırmanın liderlerinden Curtis Suttle her gün metrekare başına ortalama 800 milyondan fazla virüsün troposferde biriktiğini, bunun da örneğin Kanada’da kişi başına 25 virüse karşılık geldiğini söylüyor. Bakteriler ve virüsler atmosfere küçük toz parçacıkları ve deniz serpintisi kaynaklı damlacıklar içinde taşınarak karışıyor.
Tipik bir cerrahi maske bu viral partiküllerin geçişini engelleyemez ancak elleri yıkamak; sık dokunulan yüzeyleri ve nesneleri dezenfekte etmek ve yüze, göze ve ağza dokunmaktan kaçınmak gibi basit önlemler enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltabilir.

Not: Özetle maskelerin el yıkamak kadar etkili bir koruyuculuğu yok.
Güneşlendiğimizde yani UV ışınları cildin iç katmanına ulaştığında cilde doğan rengini veren melanin pigmentinin üretimi artar. Üretilen bu çok sayıda melaninin cildin dış katmanlarına doğru hareket etmesi de bronzluğu sağlar. Bronzluk aslında cilt hücrelerinin daha fazla melanin ürettiği ve UV ışınlarından zarar gördüğü anlamına gelir.
35 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
8. sayımızı da hafızama kazımış bulunmaktayım.
Evet uzun bir serüvene çıktım, okudukça bilgi veren, inanılmaz değerli bu dergi serisinin 8. sayısında 1960'larda yeni yeni gündeme gelen elektronik beyinden bizlere bahsetmiş. Kısaca anlatılan elektronik makinenin nasıl çalıştığının mantığını kavramak.

*Gerçi biz insanların yeterince meşguliyeti var zaten, ne gerek var böyle şeylere?

Neyse devam ediyorum incelememe, onun dışında bize 8. sayıda verilen bir konu da günümüzde kullanılan lazer ameliyatların ilk yapılışı ve denenmesi süresinden bahsediyor.
Gerçekten günümüzdeki teknolojiye ne kadar şükretsek azdır. {Tabii Sosyal Medya dışında}.

Ve asıl ilgimi çeken konulardan birisi de;
1960'lı yıllarda ilk elektrikli arabanın yapılması oldu.
Merak ederseniz bir bakın, çok tontik ve minnoş bir araba olmuş :)
İsmi de "Amitron"

Bu sayıda işlenen diğer konular ise;
-Röntgen filmi telefonla naklediliyor
-Renkli Asfaltlar
-Tehlikesiz dinamit imal metodu
-Lazer ışınları ile haberleşme
Ve
-**Bilim Adamlarının İlginç Yönleri Serimizden
Thomas Alva Edison.

Okumanızı Öneririm.
96 syf.
Herkese Merhaba
Bilim ve Teknik dergisinin 614. sayısı benim açımdan oldukça güzeldi. 2019'un ilk sayısında 2018'deki bilimsel gelişmelerden bahsediliyor. En çok ilgimi çeken iki konu; Uluslararası Birim Sisteminin 20 Mayıs 2019'dan itibaren değişecek olması ve 13 Aralık 2018'de Türkiye Uzay Ajansının kurulması oldu. Ama keşke bu konular kısaca geçilmese de daha detaylı anlatılsaydı.
96 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Öncelikle bu ayki sayının pdfini ücretsiz yayınladığı için TUBİTAK'a teşekkür ediyorum.
Bilim ve Teknik dergisi hem severek okuduğum hem de makale çalışmalarımda kullandığım bir dergi. Bu ayki sayısında da özellikle Çin ile ilgili yazısından oldukça faydalandım.
96 syf.
·1 günde·8/10
Birleşmiş Milletler’in 2019’u “Periyodik Tablo Yılı” olarak ilan ettiğini size daha önce
duyurmuştuk ve Nisan sayımızda periyodik tablonun tarihi gelişimsel sürecini ele almıştık. Periyodik tablo ile ilgili önemli bilgileri paylaşmaya bu sayımızda da devam
ediyoruz. Dimitri Mendeleyev periyodik tablonun ilk versiyonunu 150 yıl önce 1869’da
ortaya koymuştu. O zamandan günümüze yüzlerce farklı türde ve biçimde periyodik
tablo öne sürüldü ve hâlâ da bilim insanları tarafından farklı tasarımlar geliştiriliyor.
Mahir Ocak “Alternatif Periyodik Tablolar” başlıklı yazısında bu konuyu ele alıyor. Bilinen standart periyodik tablolardan farklı şekilde tasarlanan alternatif tablolarda elementler daire, küp, silindir ya da spiral gibi çok değişik biçimlerde sıralanıyor. Bilim
Çizgi köşemizde Mendeleyev’in periyodik tablosu ile ilgili öyküyü de çizgi roman tadında okuyabilirsiniz.
İnceleme Özlem Kılıç Ekici açıklamasıdır.
35 syf.
·3 günde·8/10
Evet 4. sayıyla seriye devam ediyoruz :)
Bu sayısında en can alıcı nokta insanlık tarihinde ilk defa Güney Afrikalı Doktor Christian, insandan insana kalp naklini 1967 yılında gerçekleştirdi.
Şuan insanlar kalp naklini çok normal karşılıyor ama o dönemde bu tür olaylar devasa etki yaratıyor. Dr. Christian Neethling'in insandan insana kalp nakli ile Tıp'ta yeni bir dönem başlıyor. Kalp nakline bazı kısım karşı çıkarken büyük bir çoğunluk destek veriyor. Kalp naklinin öyküsünü ve günümüze nasıl geldiğini okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca bu sayıda dikkatimi çeken diğer bölümler;
-Canlılar soğuğa nasıl uyar
-Zehirli maddeler ve canlılar
-William Harley
Okumanızı Tavsiye Ederim.
34 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bilim ve Teknik'de 9. sayımızı da geride bıraktık. :)

Evet dolu dolu ve tasarımıyla güncel, bir sayıyla karşı karşıyayız. Bence bu sayı Bilim Ve Teknik'in seviye atlama sayısı olmuş. Konular özenle seçilmiş, iyi araştırılmış, alanında uzman kişilerle görüşülmüş ve güzel bir kurguyla okuyucuya sunulmuş.

Benim hoşuma giden kısmı, kapak fotoğrafının Kızılay'da yüksek bir binanın üstünde çekilmesi ve editörün fotoğrafımızı beğendiniz mi? sorusu oldu :)

Evet derginin içeriğine gelirsek;

-İlk değineceğim konu tabi ki "beyin akımı" makalesi oldu. Daha öncede yaptığım alıntılar ve ileti ile bu konun ayrıntısını oradan görebilirsiniz.

-İkinci konu olarak da, gezegenimizin ileri ki dönemlerde nasıl bir yol izleyeceği konusudur.
Burada da makalede geçen soru şu;

" Dünyanın sonu buz mu ateş mi? "

Yaptığım alıntıyla konu üzerinde biraz durdum. Tabii sorunun cevabı size kalmış :)

-Üçüncü olarak da, beni biraz üzen konu "Anadolu Deprem Kuşağı ve Türkiye'de yer sarsıntıları" konusudur. Nedeni ise 1937'den 1968 yılına kadar ülkemizde gerçekleşen depremlerin sonuçlarını, depremde ölen kişileri ve Depremlerin bizde açtığı yaralar üzerinde durulmuştur.

Tabii o zaman ki dergiyi hazırlayan ve okuyan insanlar kendilerine gelen felaketin farkında değillerdi. Yani 31 sene sonra gerçekleşecek "1999 Marmara Depremi"
Ülkemizde derin yaralar açan bu büyük felaketi asla unutamayacağız.

Evet incelemeyi yaz yaz bitmez. Aslında her konu üzerinde durmak isterdim ama, sizleri sıkmak istemedim.

Bu sayıda ele alınan ve dikkat çeken diğer konular ise şunlardır;
-Kızgın Bir Boğayı Durduran Adam (Radyo dalgaları ile)
-Hücrenin içinde neler kilitlidir? (İlk Sitoloji çalışmaları)
-Kadınlar Erkeklerden daha çok yaşıyor
-Kalp pili nedir ve nasıl çalışır? (Dünyada yeni yeni çıktığı zamanlar ve ülkemizdeki kalp pili çalışmaları)

Ve Büyük Üstad;
-Bilim Dünyasının Büyük Öncüsü "Galieo Galilei"

Okumanızı en içten duygularımla tavsiye ederim. :)
96 syf.
·1 günde·10/10
2019'un Aralık ayının son günlerinden beri dünyanın gündeminde. Şu an bilim dünyası aşı bulmaya ve salgını bir an önce durdurmaya odaklanmış durumda. Özlem Ak “Soğuk Algınlığından Ölümcül Salgına! Küresel Kâbus:
Coronavirüs ve Covid-19” başlıklı yazısında coronovirüs konusunda yapılan bilimsel
çalışmaları ve bugüne kadar yaşanan tüm gelişmeleri detaylı bir şekilde ele alıyor.
38 syf.
·Beğendi·10/10
Bilim ve Teknik alanında Türk insanının bilinçlenmesi amacıyla yapılan Bilim ve Teknik dergisinin ilk sayısını gerçekten hayranlıkla okudum. 1967 senedindeki bilimin aklımda canlanmasına ve şuan bulunduğumuz 2018 senesindeki teknolojiye ne şartlar altında geldiğimizi görmeme yardımcı oldu. Bu sayısında
-Uzayın Fethi
-Yıldırım Nedir?
-Gerçek Üç Boyutlu Sinema
-Sir Isaac Newton
-...
gibi konu başlıklarını açıklamıştır.
Dergiye ulaşmak için Tübitak'ın bir dergisine abone olun. Bu sayede hem aylık derginiz gelir hemde internet üzerinden 1967-2018 yılları arasındaki bütün dergilerin pdf'lerine ulaşabilirsiniz.
Size çok şey katacağına eminim.!
96 syf.
·1 günde·7/10
Tuncay Baydemir, yerçekimi, kozmoloji, parçacık fiziği, jeofizik ve astrofizik gibi alanlarda oldukça önemli bir yere sahip olan evrensel kütleçekim sabiti değerinin gerçekten sabit olup olmadığını sorguluyor ve bu değerin net bir şekilde bulunması için yürütülen çalışmaları anlatıyor. Mahir Ocak bir başka yazısında sıradan metinlerin içine bilgiler gizlemek için geliştirilen ve belgelere bilgiler eklemek, telif haklarını korumak ya da belgelerin içeriklerinin değiştirilmesini önlemek amacıyla kullanılan ilginç bir yöntemden bahsediyor. Nurulhude Baykal, Uzak Doğu’da yeni bir kalkınma stratejisi olarak ortaya çıkan ve merkezine insanı alan Toplum 5.0 yaklaşımının öncülerinden Prof. Tateo Arimoto ile yaptığı söyleşi sonrasında hazırladığı yazıda bu yaklaşımın detaylarını anlatıyor. Özlem Ak ise “Bakır Sülfat ile Başlayan ‘Moleküler Sosyoloji’ ile Süren Yolculuk” başlıklı yazısında Doç. Dr. Akın Akdağ’ın bilimsel çalışmalarını ve deneyimlerini anlatıyor. Şahin İdin bu ayki yerli ve milli teknoloji yazısında TÜBİTAK MAM tarafından geliştirilen uzaktan yolcu görüntüleme sistemini tanıtıyor.
96 syf.
·2 günde·8/10
“Evrenin en anlaşılmaz özelliği anlaşılabilir olması” diyen tüm zamanların en iyi fizikçisi Albert Einstein, özel ve genel görelilik kuramları ile sadece Newton’un kütleçekim yasalarını temelinden sarsmakla kalmıyor, yeni bir evren anlayışı da ileri sürüyordu. Bu dört boyutlu yeni evren modelinde uzay, zamanı da içine alan bir geometrik kavramdı ve yoğun kütle tarafından bükülüp eğilmişti. Bu yıl, kütleçekimin uzay-zamanda tanımlanmasını sağlayan ve uzay anlayışında bir devrim yaratan genel görelilik kuramının duyuruluşunun yüzüncü yılını geride bırakıyoruz. Enis Yazıcı yazısında karadeliklerin davranışından gezegen yörüngelerinin hesaplanmasına,
karanlık madde ölçümlerinden Büyük Patlama’ya evreni okuma biçimimizi değiştiren Einstein’ın genel görelilik kuramını ele alıyor.
Murat Yıldırım “Einstein’ın Beyninden Bir Parça Alabilir miyim Lütfen?” başlıklı yazısında Einstein’ın beynini incelemeyi hayatının fırsatı olarak gören ama dehanın beynindeki sırları ararken hüsrana uğrayan bir doktorun hikâyesini anlatıyor.
Pınar Dündar yazısında baş edemeyeceğimiz zorluklarla ve sıkıntılarla karşılaştığımızda hep yanımızda olan, hem fiziksel hem de ruhsal olarak bize her zaman iyi gelen arkadaşlarımızdan bahsediyor. Prof. Dr. Ali Sinan Sertöz bu ay ki yazısında kuramsal matematiğin lideri sayılan
George Boole’un nasıl bilgisayar çağının öncüsü olduğunu bizlere aktarıyor. İlay Çelik Sezer de yazısında Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü’nü kazanan araştırmaları özetliyor. Zeynep Bilgici’nin “Engellere Takılmayan Bir ‘Onur’ Hikâyesi” ve “Türkçe Islık Dili”, Yrd. Doç. Dr. Emre Sermutlu’nun
“Uçak Gemileri” başlıklı yazılarını da zevkle okuyacağınıza eminim. Güzel okumalar :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Bilim ve Teknik Dergisi

Yazar istatistikleri

  • 274 okur beğendi.
  • 2.186 okur okudu.
  • 57 okur okuyor.
  • 286 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları