"Nasıl hissettiğimı bilmediğimden, içimde neler olduğunu da çözemiyordum. Yalnız hissetmeye hakkım yokmuş gibi, içimdeki boşluğu bir sürü kalabalık ile dolduruyordum. Ama sonra...” Birden olduğu yerde durdu. Deniz'e bakmasa da onun da durduğunu fark etti. "Sonra farkına vardım ki, başkasının dünyasında yaşamak yalnızlığımızı alıp götürmüyor. Kendi dünyam olmadan, kendim de var olamam ki... Kendim bile yoksam, nasıl yalnız hissetmem?"
O an kalkıp, ona koşabilirdi ama ayakları gelecekteki güzel günlere değil, çözemediği geçmişine doğru ilerliyordu. Oradaki düğümler ayaklarına dolaşmış, geleceğine yürümesine izin vermiyordu.
Öleceğim gerçeğinden ziyade, öldüğümde hiç yaşamamış gibi olacak olmam üzdü beni. Ben gittikten sonra kimsenin hafızasında bana dair bir anı olmayacak. Buhar olup göğe yükseleceğim. İçinde yaşadığım dünya, benim dünyam değil. Hiç olmadı. Keşke bu dünyaya dair birkaç güzel anım olsaydı.
Ben sadece birilerinin kız arkadaşı, birilerinin kızı mıyım? Benim bir ismim var mı? Ben tek başına sevilmeye, saygı görmeye yetmiyor muyum, diye düşünmeye başladım.