Ömer Tulu Tezcan

Ömer Tulu Tezcan
@OmerTulu
27 yıl uluslararası satın alma yöneticiliği yaptı. Ekonomi ve Kanada'da yaşam üzerine makaleler yayınladı, üniversite öğrencilerine kariyer mentörlüğü yapıyor.
Ölümdeyim, Aşktayım
Ölümdeyim, aşktayım. Öğle ile ikindi namazı arasında bir vakitteyim, sanki her şey beş duyudan ibaretmiş gibi kahvemi yudumluyorum. Güneşin sıcaklığını yüzümde hissetmek ne de tatlı. Gönülden zihne, zihinden gönüleyim. Bir çiçeğin açışını izlerken atomların rastgele çarpıştığını sanan o kolaycıları düşünüyorum. Gösterdikleri yol için Allah onlardan razı olsun. Ellerinde bir konserve açacağı. Ne önemli bir alet, ne kadar da maharetli! Kim verdi size onu acaba? Aman, oralara hiç girme — çok karışık. Her yemek lazım olunca tır tır tır yeni bir kapağı açıyorlar ve diyorlar ki "karnımız doyuyor işte." Karnı doyar elbet. Ama konserveden beslenen, taze patlıcanın tadını bilmez. Oysa yağına oturmuş bir imam bayıldı yiyen kişi aynı mı? Sor bak, o imam bayıldıyı yapana kadar kaç soğan yakarsın, kaç defa ağzının tadı kaçar? Konserveciler bilmez — ne kaybolmayı, ne ağzının tadının kaçmasını, ne de teslim olmanın o hafifliğini. Akıl bas bas bağırsa da evreni o tuzaklarla dolu kapalı kutuya hapsedersen, alabileceğin en büyük tat teneke kutuda beklemiş bir yemek kadar olur. Çiçeğin açışındaki sırdan mahrum kalırsın, iki namaz arasında ölümde ve aşkta olma hâlinden — ama en önemlisi, yağına güzel oturmuş, dinlene dinlene kıvamını bulmuş bir imam bayıldının tadından.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Alo Evren
Belki de evren "Belki de evren bazı ruhların birbirini bulması için savaşıyordur." "Belki de evren, yürümeyen her şey için nasıl şükretmeniz gerektiğini öğretmeye çalışıyordur." "Belki de evren..." Bu cümleyle son birkaç yılda Türk wellness ve psikoloji içeriklerinde ya da bu konuda yapılan sohbetlerde yüzlerce kez karşılaşmışımdır. Hepsinin ortak bir özelliği var: evrene bir niyet atfediyorlar. Evren öğretiyor, savaşıyor, yerleştiriyor, yönlendiriyor, hatırlatıyor. Ve bunu, kendisini "nörobilim ve psikoloji" gibi bilimsel kategorilerle markalamış hesaplar yazıyor. Burada bir mantık çatlağı var. Eğer evren rastlantısal süreçlerin ürünüyse, evren hiçbir şey "için" bir şey yapamaz. Atomların çarpışmaları niyet taşımaz. Termodinamik yasaları size güç göstermek için kalp kırıklıkları, kaçırılan fırsatlar ya da kötü zamanlamalar tasarlamaz. "Evren X için Y yapıyor" cümlesinin gramerinde bir özne, bir niyet, bir nihai hedef vardır. Bu cümleyi kuran kişi, farkında olarak ya da olmayarak, evrene bir akıl, bir irade atfetmiştir. O halde dürüst soru şudur: Bu niyetin kaynağı kim? "Evren" demenin iki farklı sebebi olabilir. Birincisi: kişi evrenin rastlantı ürünü olduğuna inanıyordur. O halde evrenin kimseye bir şey öğretmediğini de biliyordur — "evren bana bunu öğretti" cümlesini sadece havalı olsun diye kuruyordur. İkincisi: kişi evrenin rastlantı ürünü olmadığına inanıyordur (bu arada bu konuda bir kitap yazdım :). Bu durumda da "Allah", "Tanrı" ya da "Yaradan" diyerek modern havalı görüntüsünü kaybetmekten korktuğu için "evren" sözcüğüne sığınıyordur. Evrenin yaradılışıyla ilgili bilimsel delillere oturup bakan herhangi bir birey, Nobel ödüllü İngiliz fizikçi Roger Penrose'un hesabıyla karşılaşır. Penrose, evrenin başlangıçtaki düşük entropi
Bana borcu olan çok varlıklı birisinin neden borcunu ödemediğini kara kara düşünürken bu hikâye aklıma geldi; kitabı açıp tekrar okudum ve iyi geldi. İbrahim Ethem seneler boyu yemeğini dilenerek, dünyadan ibretler alarak ve hali ile örnek olarak seyahat etmeye devam etti. Bir keresinde adamın biri ona biraz para vermek istedi. Ona, "Eğer gerçekten zenginsen teklifini kabul ederim ama fakirsen etmem," dedi. Adam gerçekten zengin olduğuna dair İbrahim Ethem'e garanti verdi. "Tam olarak ne kadar paran var?" "Beş bin altınım var." "Bunun on bin olmasını ister miydin?" "Evet, elbette." "Peki, yirmi bine ne derdin?" "O daha da güzel olurdu." "Sen kesinlikle zengin değilsin! Bu paraya da benden daha fazla ihtiyacın var. Ben Allah'ın bana verdiği nimetlerle yetiniyorum. Devamlı elindekinden daha fazlasını isteyen birinden kesinlikle hiçbir şey kabul edemem." Aşktır Asıl Şarap Robert Frager

Ömer Tulu Tezcan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·118 syf.·
2026 8. kitabı
Ömer Tulu Tezcan
0/10 · 1 okunma